Ocak 05, 2026
şekerli leblebi
Eylül 04, 2025
anakaralı kutu
benim kpss'ye hazırlanıp bir yandan da dershanede etüt öğretmeni olarak çalıştığım yıldı, sevdiğim iğneada'ya atanmıştı ve aramızda çok kilometreler vardı. bir hafta sonu anakara'ya gelecekti ve çapraz sarılacaktık. dershanede kazandıklarımdan, verdiğim derslerden biriktirdiklerimden ikinci el bir filmli fotoğraf makinesi alıp sevdiğime hediye etmek istiyordum. sıhhiye balıkçıoğlu pasajında buldum makineyi, aldım. nasıl heyecanlıyım nasıl. asla tahmin edemeyeceği bir hediyeydi. o uzak yolların çıktığı denizlerden, evlerden, sokaklardan fotoğraflar çekebilecekti. sonra anakara'ya geldikçe ve hatta daha sonra biz temelli kavuşunca el ele fotoğrafların baskısını almaya gidecektik. bunca anlam yüklediğim hediyemi paketlemeye sıra gelince bir hediye kutusu almaya karar verdim. karanfil sokağa çıktım sıhhiye'den. bu tür şeyleri karanfil'den bulabilirsiniz. orada bulamazsanız yüksel'de bulursunuz. ama anakara'da çok şey bulursunuz. ben aşkı da buldum, umudu da, özlemi de, mis gibi simiti de. hava soğuktu, burnum üşümüştü. kutuyu buldum. otobüste oturabilince çantamdaki makineyi kutuya koydum. eve gidince mektubumu yazdım. onu da kutuya koydum. yetmedi umudumu, hayallerimizi, sevgimizi koydum kutuya.
şimdi o kutu içinde nice anılarla ege'de, evimizde kitaplığımızın üstünde. on beş yılda biriktirdiklerimizle başka başka kutular da doldurduk. önce ikimiz, altı yıldır da kızımızla gördüklerimizi, yazdıklarımızı, gezdiklerimizi, çizdiklerimizi koyuyoruz kutulara.
ve bu eylül akşamında sek kahvemi bize kaldırırken, hediye kutularına selam yolluyorum.
Ağustos 13, 2025
kurşun kalem
Temmuz 18, 2025
önünden geçmek
Temmuz 09, 2025
dalgalı
anakara’da büyüdüm ben. hatta öyle bir büyüdüm ki öğretmen olup da çandarlı’ya gelene dek hep anakara’da idim. bu çok yaş almak demek bozkırda, e bir de ekleyin üzerine öğretmen olmakla rotayı başka yere çevirmek arasında verilemeyen kararlarla geçen vakti. uf uf! ne sokaklar, ne hayaller, ne kavgalar, ne hayal kırıklıkları, ne umutlar, ne arkadaşlıklar, ne çabalar, akşam simitleri, sabah ilk durağa yürüyüp ayakta kalmadan okula gidebilme becerisi, kızılay, tunalı, sıhhiye, mebusevleri, emek, metropol sineması, çay, çorba, tek pota maçlar kimi zamanda çift kale maçlar, karanfil’de üst kattaki kitap kafeler, yokuş aşağı sürülen patlak frenli bisiklet, doldurulan kasetler…
fakat güzel büyüdük.
evimiz sobalı ve kiracıydık ama
biz yaz tatillerinde denize doğru gidebildik, sonra sobalı bir ev sahibi olduk
yine gidebildik ardından kaloriferli evimiz oldu yine … annem ve babam bunu
bilinçli mi yaptılar bilmiyorum ama kardeşimle bana hep bir yaz tatili
yaşatabildiler (iyi ki). biz iki bozkır bebesi bu “şartlar zorlanarak”
yaşatılan yaz tatillerinin hakkını verdik kanımca. öyle bir denize girerdik ki
ağzımızdan yüzümüzden tuz gelirdi bunu tolere edebilmek için tatlı bir şey var
mı diye çıkardık denizden bir anlığına, sonra tekrar. en sevdiğim ise gece yatağa yatıp, gözlerimi
kapattığımda sanki dalgalar beni kıyıya doğru götürüyor gibi hissetmemdi. bu
his sonraki yaza kadar sek kahvenin umuduydu işte.
…
bozkır bebesi büyüdü, umuduyla
büyüdü belli ki.
dündü, umay ile denize giriyoruz,
deniz dalgalı, bulanık. nazlanıyorum da bir yandan girmesem mi falan derken.
aman be dedim, sen sek kahvesin umudunla düşün. dalgalar da zıpladık, atladık,
koştuk, güldük, su yuttuk, takla attık. durdu dedi ki bana umay, anne cidden
çok eğlencelisin sen, oturma kumda, hep denizde kal.
çok uzun zaman sonra kendimle
gurur duydum, hem de "sokağın tavanı" kadar.
Mayıs 21, 2022
analar ve kızları
Aralık 06, 2021
Bobo
çok kahve az da çay içtim. herkes uyuyordu ben ödev yaptım, sabah okul var ve uyusaydım uyanmama üç buçuk saat olacaktı. olamadı.
özledim. çok özledim. anakara'da geçen günlerde konuştuklarımızı, yazdıklarımızı anımsadım. tuttuğum günlüklere bakmıştım cuma günü. üzülmüşüm çok üzülmüşüm ve dönmüşüm beni üzenlerden acıyan yerlerime merhem olmalarını ummuşum. işin ilginç yanı bana merhem yine onlar olmuş.
çalışma masamda bir sinek geziyor şimdi.
isterdim ki şu saat kaç olursa olsun uyumayalım, oturalım konuşalım: olmayanlardan, özlemlerden, hayal kırıklıklarından. konuşalım, konuşalım ki tükensin kalbi acıtan şeyler. sonra hayal kurmaya gelsin sıra...
ben bunları yazarken "Jehan Barbur-Naz Barı" çalıyordu usuldan. sinek etrafımda uçuyordu. herkes uyuyordu. bugün cunda'dan Umay'a aldığımız kedi figürü bana bakıyordu. söylemedim değil mi kızım kedi figürünün ismini "Bobo" koydu.
Nisan 10, 2021
sisleri dağıtanlar
Ekim 18, 2019
düşlem
Eylül 23, 2019
umay
Ocak 29, 2019
sek kahve'ye
süreç bu vakte kadar çok güzel geldi, nefesini derinden al öyle bir nefes al ki en sevdiğin şehirleri getirsin aklına bu nefes.
yalnız değilsin. en sevdiklerin yanında: annen ve sevgilin. hemen hemen 1 haftaya en seveceğin de yanında olacak. ne kızını, ne anneni ne de sevdiğin adamı üzmeden neşeyle geçsin doğum. anılara anılara eklemek, umutlara yenilerini katmak zamanı.
mucizeye şahitlik etmek üzereyiz. bundan sonrası üç kişilik okunacak kitaplar, izlenecek filmler ve görülecek yerler. mesela biraz zamanlar sonra kahvaltıda siz gibi simit,çay, peynir seven bir umay olacak. düşünsene beraber bisiklete binilecek günleri. çadır kamplarına gidilecek belki hayaliniz gerçek olacak bir karavanınız olacak.
az kaldı..
uzak değil dünyanın kapıları.
