Mayıs 21, 2018

"...

yüreğim dağ başında unutulmuş vakur bir bayrak yırtılırcasına
bir kutup yıldızı bir ben bir dinmeyen ağrılarım
çiftleşen kuşların böceklerin insanların yalnızlığı
ve müthiş ağlamak istiyorum"
H.H. Korkmazgil

ağlıyorum da.

tahribat

31 yaşıma girmeye saatler kala...
mutlu etmek adına önce mutsuz etmek nedir? bir tür işkence yöntemi belki de... halbuki beni ehlileştirmenin yolunun bu olmadığını anlatmıştım defalarca. o güzelim duygular bir kenara gidiyor sadece öfke hissediyorum. sonrasında sinirlenince titreyen elim-ayağım beynime hükmediyor, evet, bunu atlatabiliyorum. onlardan oluyorum bir süre ve bitiyor.
"benden bir uyumsuz yaratmayı
nasıl başardınız
benden sizden biri yaratmayı
nasıl başardınız"
peki ya yüreğime hükmederse öfkem?
tahribatı çok kuvvetli olacaktır, biliyorum. tanıyorum kendimi...
"benden bir ruhsuz yaratmayı
nasıl başardınız
benden bir hissiz yaratmayı
nasıl başardınız"


Mayıs 19, 2018

Mayıs 17, 2018

yer-gök

ne çok değişiyorum bu ara belki de kötü biri olmak yolunda ilerliyorum. 
belki umut etmekten yoruldum.
diyorum ki bazen "ya ben ne yapıyorum sahi?" gerçi bunu bazen demiyorum çoğu kez diyorum. ya da hep diyorum. ah..

ben ne yapıyorum?
kendim olmaktan vazgeçtim sanırım. topluma uyum sağlamak adına başka biri olurken kendimden uzaklaşıyorum. kendimi tanıyamıyorum. yoruldum. sokaklar içime basıyor. halbuki "sokağın tavanı kadar" severdim iyot kokusunu.

nefesim, sesim, ruhum nerede?
ve bütün duygularım size sesleniyorum. beni çok yordunuz. yerle-gök arasında usul usul gezinmek varken ya yerin dibinde ya da göğün üstündeyim. bir an kendimi yara bere içinde buluyorum, üstüm başım kanıyor, canım acıyor be. ya da çok yukarıdayım, o sevdiğim bulutların üzerine donuyorum, çok üşüyorum, nefessiz kalıyorum.
kendime hayal kırıklıkları yaşatıyorum. 
kurmadığım, kuramadığım
hayallerin çöküntüleri.
yarın olacak bulutların üstünden yere çakılacağım,
ağzım, burnum hep kanayacak. çok kanayacak.


herkesin herkesi yolda bırakabilme ihtimali beni mahvediyor. evet, bunun adı keder.
umudun içinde keder bulmak zorunda olmamalıydım.
içim konuşuyor, içim sohbet ediyor:
kimle?
benle mi?
"içimden -yine- şehirler geçiyor"özlemini duyduğum bir yerlerdeyim.
-hayır, havanın kasvetli olması değil bunların sebebi.
ne eksik ki? 
ben şükürsüz biri olmadım hiç. 
ben neyim?
ben neredeyim?
sessizleşiyorum.
çok korkuyorum. kederimin büyümesinden ödüm kopuyor.
canım acıyor..

mutluluklarım da kederlerim kadar büyük oluyor.
çocuklar sınav oluyor, yalnızım. öğretmenler odasında yalnızım. 4.40'da eve gideceğim, sokaklar boyu yalnızım. evde de yalnızlığı hissedince, ölüyorum. tut ellerimi, tut beni.. ne olur..Allah'ım yardım et. 
keşfedecek bir şey mi yok? 
umut, hayal?
benim hayallerim uzaklardı, kötü mü bu?
geceleri seviyorum çünkü uyuyamayanlar hep yalnız. 

sabah olacak...
diyorum ki çalış, sevmeye çalış.
olmuyor.
en ufak bir sorunda canım sıkılıyor. kendimi iyi edemiyorum, kendimi sevemiyorum. kendimle bile yalnızım. sanırım güzel ölebilirim ben. gözlerimi kapatıyorum, duvarlar geliyor üzerime, yumruklarken düşünüyorum kendimi duvarları. gücüm yetmiyor. yetemiyorum. yetersizim belki de? bunu anlatamam insanlara ayıpsarlar beni? ah toplum, ah kurallar, ah başkaları...dertleşemiyorum.
zaman çok hızlı, ben aynı yerdeyim. elde ettiklerime bin şükür ama hayallerimin uçuşunu izliyorum. uçurtmayı vuruyorlar lan. baksanıza tellere takıldı işte..

konuşabilmek istiyorum, sesimi duyurabilmek... kötü biri olmadığımı anlasınlar istiyorum. beni dinlesinler istiyorum be! 
sanki ben konuşunca herkes kaçacak gibi.
sus diyorum sus.
ispanyol meyhanesindeki abla söyleme o çığlık çığlığa şarkıyı, bu keder bana çok fazla..




Nisan 14, 2018

akustik

aslında ne, nasıl olacak bilmiyoruz. telaşlı, aceleci ve tuhaf duygularla bisikletlerimize biniyoruz. hızlı hızlı pedallıyoruz biraz yorulunca yenilmekten konuşuyoruz, konuşuyoruz da bir yandan biliyoruz: yenilmeyiz biz. beraber en güzeliz. sarılmak isteği o kadar yoğun ki. içimden akustik bir ses: dursak artık, çay içsek belki simit de yeriz.
ege denizi sen nasıl bir anakarasın? 

Nisan 05, 2018

dosta, düşmana, aşka

yalnızız.
zaman zaman çoğalıyoruz lakin bir bakıyorum yoklar.

Aralık 06, 2017

öyle

anakara' da olsaydık imge kitabevi'ne giderdik. kitap almayacak olsak bile uğramadan geçmezdik. sonra az ileride kestane alırdık. burnum çok üşürken kumrular sokağa doğru yürürdük..
söyleyeceklerim bu kadar...

Kasım 19, 2017

bitti

yüksek lisans tezim bitti 💪
uzun yıllar, her vazgeçişimde beni cesaretlendiren sevgili, oturup her şeyi baştan sona benle yapan biricik eşim, sensiz asla olduramazdım. hayatımızdan çaldığım bu vakit için özür dilerim. yoruldum, yordum, üzdüm, huysuzlandım, uyutmadım, uyuyamadım. 
ama bitti.
başardık...
rüzgarlı deniz kıyım, uzanır o güzel boynundan öperim.

Haziran 09, 2017

"...
geçen yıl da haziranın sıcak günlerinde 
çocuktum, böyle aşıktım..."
e. cansever

Haziran 05, 2017

hazırlık

bana tekrar yazdıran umutların gözlerinden öperim.

Nisan 14, 2016

çığlık çığlığa

yorgun, huzursuz bir hava. hem içimde hem yakınımda hem de ortamda. yağmur yağamıyor. yağamadıkça delirtiyor sanki. yorulmak, durmak... sessizleşmektir güzel olan. zaten anlatamadığın onca şey varken cümlelerin çokta anlamı yok gibi. "gitmek isteği" ve "uyumak" bunların da işe yaramamasının dayanılmaz umutsuzluğu..
yağmur yağamıyor, deniz karanlık, gökyüzünde tek bir uçurtma yok.
şiir yok, türkü yok, çay bardağı yok... 
ispanyol meyhanesindeki kadın da vazgeçmiş olmalı ki; onun da çığlık çığlığa şarkıları yok.

Mart 25, 2016

uçmağ

ah be ebru abla'm,
toplasan 6-7' yi geçmez senle karşılıklı oturmuşluğumuz. ama sana uzun yıllar çapraz sarılmış da bir şeyler anlatabilmiş gibi sevdim seni. en son düğünümüzde gördüm: "mutlu ol kızım, çok mutlu ol" dedin onca kalabalıkta sarılıp bana. 
bazı geceler uzun uzun yazışmalarımızı hatırlıyorum: memleketin haline sövüşlerimizi, endişelerimizi... sonrasında umudu kaybetmemek üzere konuşmaları sabaha bağlayışlarımızı. abla diyorum bu mevzular rakısız olmaz. "olmaz ablam diyorsun. bak annene söylemek yok, kafamı kırar sonra. al gel de senin adamı şöyle bir sofra hazırlayayım size".. olmadı be abla, şöyle karşılıklı oturup da dolu dolu sövemedik kötülere. iki kadeh kaldıramadık. içemedik be abla rakı..
en son telefonda konuşmuştuk. "üzme kızım kendini hiçbir şeye, hele okula, müdüre...hiç üzülme" dedin. "bak, görüyorsun ya bana olanı kemoterapi ebru ablanı nasıl da halsizleştirdi." sonra bir kahkaha patlattın. "bu gidişle ölüme geleceksiniz."dedin. olur mu dedim, sen iyileşeceksin, biz daha rakı içeceğiz karşılıklı. kapatırken telefonu "üzme kızım kendini; hiçbir şeye, hiç kimseye. bak ebru abla'n çok yoruldu."
ah be ebru abla'm..
olmadı..
ışıklar içinde uyu e mi? çok özlediğin annene, babana sarıl sımsıkı.
ben unutmam seni, hiç unutmam.
boğazım da kocaman bir düğüm, burnum sızlıyor. kutad fotoğrafını paylaşmış. içim acıyor be abla. neden hep güzel insanlar gidiyor? bırakıp bırakıp gidiyorlar uzaklara. çok uzaklara.
ah!

Mart 11, 2016

tek

hep ben pişman olmalıyım değil mi? hiç biriniz kötü şeyler yapmadınız. ve beni hiç üzmediniz değil mi? ben nankör kişilik, ben şükürsüz kişilik. ben hiç yorulamam mı? ben ağlayamaz mıyım? ben sevemez miyim? ben korkamaz mıyım? benim fikrim yok mu? ben kimim?

Mart 10, 2016

buz

bu gece, tek buz ve bir çay bardağının inanılmaz uyumuna şahit oluyor.

Mart 07, 2016

sessizleşme.

"

5 dakika daha yaşamak istedim bütün öldürülen kadınlar gibi"

https://www.dailymotion.com/video/x2hcnk3_5-dakika-daha-yasamak-istedim-butun-oldurulen-kadinlar-gibi_fun


daha doğmamıştır, kız çocuktansa erkek olsun derler. çoğu yerde utanma sebebidir kız çocuğa sahip olmak. derken biraz büyür söz hakkı vermek istemez evde baba varsa ağabey belki de erkek kardeş. okula başlarlar, oyun oynamaktır tüm istek ama kurallar, öğütler kız çocuğuna hep daha fazladır. sokakların hep tehlikeli olduğu anlatılır da o sokakların sadece erkeklerin olmadığı anlatılmaz. haykırılmaz. sözü yoktur, ismi yoktur kadının. sevmek kadına yasak, aşık olmak kadına haramdır. oturup çay içip iki kelam edeceği yerler kısıtlıdır. kadınsan susturulursun, kadınsan sessizleştirilirsin, kadınsan kimsesizleştirilirsin. 
sanki hep bir elden o kız çocuğu büyürken pes etsin diye uğraşır evren. büyüdükçe kabuğuna çekilsin. o koskocaman yürek kendini yaksın, tüketsin, bitirsin diye çabalar. sokaklarda öldürülür kadın, evde dövülür, iş yerinde üzerine yürünür. 

tüm bunlar olurken sessiz kalmayanlara selam olsun!

aşkımızla, umudumuzla, hayallerimizle, kalemimizle, hüznümüzle, cümlelerimizle, türkülerimizle, direnişimizle...
"tüm rağmenlere" rağmen 
dünya emekçi kadınlar günü kutlu olsun.