Ocak 29, 2019

sek kahve'ye

biraz sakin sek kahve.
süreç bu vakte kadar çok güzel geldi, nefesini derinden al öyle bir nefes al ki en sevdiğin şehirleri getirsin aklına bu nefes.
yalnız değilsin. en sevdiklerin yanında: annen ve sevgilin. hemen hemen 1 haftaya en seveceğin de yanında olacak. ne kızını, ne anneni ne de sevdiğin adamı üzmeden neşeyle geçsin doğum. anılara anılara eklemek, umutlara yenilerini katmak zamanı.
mucizeye şahitlik etmek üzereyiz. bundan sonrası üç kişilik okunacak kitaplar, izlenecek filmler ve görülecek yerler. mesela biraz zamanlar sonra kahvaltıda siz gibi simit,çay, peynir seven bir umay olacak. düşünsene beraber bisiklete binilecek günleri. çadır kamplarına gidilecek belki hayaliniz gerçek olacak bir karavanınız olacak.
az kaldı..
uzak değil dünyanın kapıları.

Kasım 24, 2018

6 yıl sonra

yollara ...: ilk öğretmenler gününe: öğrencilerinle beraber ilk öğretmenler günün. kutlu olsun sevgili'm. keşke yan yana olabilseydik... yollar.. zaman.. kim bilir ...

bundan tam 6 yıl evvel böyle demişim. şimdi evimizdeyiz, yan yanayız. küçük bir sahil kasabasında kızımızın doğmasını bekliyoruz. canım sevgilim, öğretmenler günümüz kutlu olsun.

Kasım 21, 2018

son değil

ne kadar kötü insan görsek de, benzer olayları bir daha bir daha yaşasak da her daim şaşıracağız. belki üzüntüleri baştan baştan yaşayacağız. herkesin dediği gibi "saflık" olarak adlandıracağımız bir durum değil bu. insanın yüreğindeki iyilikle, sevgiyle ilgili kanımca. bünyenin kötüyü kabul edememesi gibi bir şey. varsın böyle sürsün. 
hani der ya türkü de:
"...
sevgi ne göğün yüzünde
sevgi ne yerin dibinde
sevgi baş ucunda.."

Kasım 08, 2018

Eylül 29, 2018

umay'a




şiirlerle, şarkılarla tüm gücümüzle hazırız sevgili Umay. ada sahillerinde bekliyoruz seni ;)

Haziran 26, 2018

küçük bir sek kahve

karavan almak şart oldu artık:)
hayat garip oyunlar oynuyor bize, karavan baktığımız gün evimize küçük boy bir sek kahvenin katılacağını öğrenmemiz bunun bir kanıtı idi. evet artık bir değil, iki değil tam üç kişi olacağız. düşünmesi bile çok heyecanlı acaba gerçeği nasıl olacak?

Mayıs 31, 2018

Mayıs 28, 2018

bilmiyorum

çocuklar içlerine zarar verme isteğini almışlarsa, yetişkinlerin art niyetli olmasını neden garipseyelim ki? kafamdaki düşünceler ruhumu kemiriyor. hep iyi bir dinleyici oldum fakat hiç dinlenmedim. şu an farkındayım kompozisyon kurallarından koparcasına yazıyorum. paragrafı bozan cümleyi sorsalar "hepsi" denilebilir. öylesine alakasız içim, dışım. kitap okumayı azalttım, zincirleri bağlayan sayfalardı, evet.. bir yerinden başlamalıyım. ne vakit? nerede? bilmiyorum.

Mayıs 21, 2018

"...

yüreğim dağ başında unutulmuş vakur bir bayrak yırtılırcasına
bir kutup yıldızı bir ben bir dinmeyen ağrılarım
çiftleşen kuşların böceklerin insanların yalnızlığı
ve müthiş ağlamak istiyorum"
H.H. Korkmazgil

ağlıyorum da.

tahribat

31 yaşıma girmeye saatler kala...
mutlu etmek adına önce mutsuz etmek nedir? bir tür işkence yöntemi belki de... halbuki beni ehlileştirmenin yolunun bu olmadığını anlatmıştım defalarca. o güzelim duygular bir kenara gidiyor sadece öfke hissediyorum. sonrasında sinirlenince titreyen elim-ayağım beynime hükmediyor, evet, bunu atlatabiliyorum. onlardan oluyorum bir süre ve bitiyor.
"benden bir uyumsuz yaratmayı
nasıl başardınız
benden sizden biri yaratmayı
nasıl başardınız"
peki ya yüreğime hükmederse öfkem?
tahribatı çok kuvvetli olacaktır, biliyorum. tanıyorum kendimi...
"benden bir ruhsuz yaratmayı
nasıl başardınız
benden bir hissiz yaratmayı
nasıl başardınız"


Mayıs 19, 2018

Mayıs 17, 2018

yer-gök

ne çok değişiyorum bu ara belki de kötü biri olmak yolunda ilerliyorum. 
belki umut etmekten yoruldum.
diyorum ki bazen "ya ben ne yapıyorum sahi?" gerçi bunu bazen demiyorum çoğu kez diyorum. ya da hep diyorum. ah..

ben ne yapıyorum?
kendim olmaktan vazgeçtim sanırım. topluma uyum sağlamak adına başka biri olurken kendimden uzaklaşıyorum. kendimi tanıyamıyorum. yoruldum. sokaklar içime basıyor. halbuki "sokağın tavanı kadar" severdim iyot kokusunu.

nefesim, sesim, ruhum nerede?
ve bütün duygularım size sesleniyorum. beni çok yordunuz. yerle-gök arasında usul usul gezinmek varken ya yerin dibinde ya da göğün üstündeyim. bir an kendimi yara bere içinde buluyorum, üstüm başım kanıyor, canım acıyor be. ya da çok yukarıdayım, o sevdiğim bulutların üzerine donuyorum, çok üşüyorum, nefessiz kalıyorum.
kendime hayal kırıklıkları yaşatıyorum. 
kurmadığım, kuramadığım
hayallerin çöküntüleri.
yarın olacak bulutların üstünden yere çakılacağım,
ağzım, burnum hep kanayacak. çok kanayacak.


herkesin herkesi yolda bırakabilme ihtimali beni mahvediyor. evet, bunun adı keder.
umudun içinde keder bulmak zorunda olmamalıydım.
içim konuşuyor, içim sohbet ediyor:
kimle?
benle mi?
"içimden -yine- şehirler geçiyor"özlemini duyduğum bir yerlerdeyim.
-hayır, havanın kasvetli olması değil bunların sebebi.
ne eksik ki? 
ben şükürsüz biri olmadım hiç. 
ben neyim?
ben neredeyim?
sessizleşiyorum.
çok korkuyorum. kederimin büyümesinden ödüm kopuyor.
canım acıyor..

mutluluklarım da kederlerim kadar büyük oluyor.
çocuklar sınav oluyor, yalnızım. öğretmenler odasında yalnızım. 4.40'da eve gideceğim, sokaklar boyu yalnızım. evde de yalnızlığı hissedince, ölüyorum. tut ellerimi, tut beni.. ne olur..Allah'ım yardım et. 
keşfedecek bir şey mi yok? 
umut, hayal?
benim hayallerim uzaklardı, kötü mü bu?
geceleri seviyorum çünkü uyuyamayanlar hep yalnız. 

sabah olacak...
diyorum ki çalış, sevmeye çalış.
olmuyor.
en ufak bir sorunda canım sıkılıyor. kendimi iyi edemiyorum, kendimi sevemiyorum. kendimle bile yalnızım. sanırım güzel ölebilirim ben. gözlerimi kapatıyorum, duvarlar geliyor üzerime, yumruklarken düşünüyorum kendimi duvarları. gücüm yetmiyor. yetemiyorum. yetersizim belki de? bunu anlatamam insanlara ayıpsarlar beni? ah toplum, ah kurallar, ah başkaları...dertleşemiyorum.
zaman çok hızlı, ben aynı yerdeyim. elde ettiklerime bin şükür ama hayallerimin uçuşunu izliyorum. uçurtmayı vuruyorlar lan. baksanıza tellere takıldı işte..

konuşabilmek istiyorum, sesimi duyurabilmek... kötü biri olmadığımı anlasınlar istiyorum. beni dinlesinler istiyorum be! 
sanki ben konuşunca herkes kaçacak gibi.
sus diyorum sus.
ispanyol meyhanesindeki abla söyleme o çığlık çığlığa şarkıyı, bu keder bana çok fazla..




Nisan 14, 2018

akustik

aslında ne, nasıl olacak bilmiyoruz. telaşlı, aceleci ve tuhaf duygularla bisikletlerimize biniyoruz. hızlı hızlı pedallıyoruz biraz yorulunca yenilmekten konuşuyoruz, konuşuyoruz da bir yandan biliyoruz: yenilmeyiz biz. beraber en güzeliz. sarılmak isteği o kadar yoğun ki. içimden akustik bir ses: dursak artık, çay içsek belki simit de yeriz.
ege denizi sen nasıl bir anakarasın? 

Nisan 05, 2018

dosta, düşmana, aşka

yalnızız.
zaman zaman çoğalıyoruz lakin bir bakıyorum yoklar.