dost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ocak 05, 2026

şekerli leblebi

hava çok soğuktu. mor atkımı boynuma iyice doladım, ellerim ceplerimde kafamda bir sürü fikirle gün ağarmadan yollara düştüm. tam buydu sevgi: annemin bana yıllar evvel ördüğü mor atkıydı. birçok ulaşım aracı değiştirerek fakülteye ulaştım. burnum çok üşümüştü, hem elimi hem burnumu ısıttı içtiğim kahve. sevgi, hocana duyduğun mahcubiyet ve onun seni durmadan yüreklendirmesiydi. bu emekler için var gücümle çalışacak olmam da sevgiye dahildi. sonra ilayda'm ile kavuşmaya gittim. zira "varuna" paklardı bizi. tam burada ne oldu biliyor musunuz? eş zamanlı olarak varuna'nın kapısındaydık ve ilayda elinde kese kağıdında kestane ile geldi. ve sevgi alsancak'a karanfil sokağı kese kağıdında kestane ile taşımaktı. bu muazzam bir sevgiydi. eve dönüş yolundaydım artık otobüs saatine yarım saatten fazlaca vardı, durakta sohbet ettiğim iki kadının çocuklarını çok özlemesiydi sevgi.

sevgi, umut, sevda, sevmek...

ağlamaktan gözleri şişmiş bir sek kahvenin kimi zaman baş ucunda, kimi zaman karnında, kimi zaman da ayaklarının dibinde uyuyan bir kedinin varlığıydı sevgi. belki az sonra uyuyacak olan ablanın, kardeşinin ruhunu iyi edebilmek için ege kıyısında gece yürüyüşü yapmasıydı sevgi.  
zaman gürül gürül akarken umay'ın öğrendiği harfleri "annem seni seviyorum" diye biriktirmesiydi umut. küçükken bayıla bayıla yediğim, ceplerimde sakladığım şekerli leblebiyi gecenin bir vakti soğuk demeden gidip de alan sevgiliydi sevda. 
öğrencilerinin her birinin mimiklerinden ne hissettiklerini bilebilen matematik öğretmenin süper gücüydü sevmek: çapraz sarılmalar gibi çok sevmek...

öyle ya da böyle dünyanın neresinde olursak olalım sek kahve:
"... umut ile, sevda ile, düş ile...
dayan rüsva etme beni"

Ağustos 23, 2023

çözüm

"...

masadan eksiliyor dostlar

..."

okuldan çıkıp eve varmadan "gel bir kahve içelim be" diyeceğim kimsem kalmadı. ilk zamanlar bu duruma içerledim yalan yok. sonraları umursamamaya başladım belki mecburiyetten belki kendi kabuğumda yaşıyor olmanın keyfine varmaktan. problem çözmek benim için pek de zor değil: günlük kahve içme miktarımı artırarak çözüme ulaştım. zira içilen sek kahveler hem kendime hem de kendimce sevdiklerimeydi. onlar için sek kahveler dolup taşarken fincanlarımdan anlayamadığım bir şey oluyor :neden gözlerinin içine bakarak umutlarını, hüzünlerini dinlediğim insanların bana aynısını yapamadıkları... 

Nisan 13, 2015

şarap rakıya evrilirken

böylesine acayip ezgiler öğreten can kardeş, yanıbaşımda olasın sen. bir ton rakı bir ton şiir var daha zulada. hem ege dosttur valla bak. ve öğrenilecek bir sürü türkü var.
öyle işte.

Aralık 31, 2014

umut ola

acaba ben ilk kez denizi gördüğümde nasıl bir tepki verdim? anakara'ya gidince anneme soracağım. telefonda olacak iş değil; uzun uzun konuşmak gerekir bu mevzuyu. 
zira dün çandarlı'ya kar yağdı. buradaki çocuklar bilmiyorlar tabi karda nasıl yuvarlanılır, nasıl kar topu oynanır. düşünsenize hiç sabah uyandıklarında etrafı bembeyaz görmemişler. kar yağışından ötürü okulları tatil olmamış. apartmanca aşağıya inip poşetle yokuş aşağı kaymamışlar. dün kar yağdığını görünce bizim öğrenciler çılgınlar gibi oradan oraya koştular. sulu da olsa kar görmek nasıl değiştirdi günlerini görmelisiniz. derste sürekli gözleri camda, öğretmenim gözümüz dışarı kayarsa kusura bakmayın olur mu diyorlar. kıyıda köşede biriken karlarla kar topu -aslında buz topu- yapmışlar, elleri nasıl üşümüş ama mutlular be. 
ahmet can diyor ki öğretmenim size iki şey söyleyeceğim birincisi kar yolları kapamış olabilir, ikincisi biz neden bu kadar mutluyuz biliyor musunuz; çünkü bu bizim ilk kar görüşümüz. bir başka öğrencim de diyor ki öğretmenim kar yağması için anakara'da olmanıza gerek yokmuş ki bakın buraya da yağıyor. burayı da seviyorsunuz değil mi? 

demem o ki, bu yıl hepimize kar yağdığını ilk kez gören çocuk sevinci versin. 

öte yandan,
denize kar yağdığını görenlerin dilekleri gerçek olurmuş, yani eğer istersek olur bence. ;)
kadehim,
sevgilim'e, özlemlerime, dostlarıma bir de anakara'ya kalkar.

yani, bu yıl hepimize sulu karın yolları kapatacağını düşünen ahmet can umudu versin. 

çocuklar hep güzel kalsın, ölmesin çocuklar, ağıtlar yakılmasın. türküler söyleyelim, şiirler okuyalım, sarılalım sevdiklerimize. bu yıl böyle olsun, bu yıl güzel olsun.
kutlu olsun.

Kasım 10, 2014

gidelim mi?

balık tutmaya çıkıyorsun, tutamadığın balıklara kadeh kaldırıp rakı içiyorsun. çakır keyifken muhabbet etmek ne güzel, ne gerçek.  sonra bir yerlerde "ispanyol meyhanesi" çalıyor belki kimse fark etmiyor ama sen ümit yaşar oğuzcan'a da içiyorsun. derken çocukluğuna, özlediklerine, üzüldüklerine, dostlarına, gidenlere, gelmeyeceklere en sonunda da hep yanında olacaklara içiyorsun. bir yerlerde ahmet kaya çalmıyor da, kafanda  "kaçak ve anne" söylenirken tamam diyorsun, e hadi gidelim mi? gidelim be ne olacak? haftaya bir daha geliriz, umutsuzluktan daha çok ki umut.
gamze diyor ki iki gün sonrasında "olsun be iyi şeylere sebep oluyoruz, güzelleşmek iyidir."
iyidir tabi, aksini söylersem taş olurum.


Eylül 02, 2014

toplantı

....
sonra;
bizde dedik ki gamze ile çocuklarla fotoğraflar çekeriz, gezeriz, sergi açarız cümleten.
düşündük, mutlu olduk. ege'nin çocuklarını mutlu da ederiz biz.

Mayıs 01, 2014

sarılası anakara, sarmalanası dostlar

anakara'yı çok özledim.
beşevler'den tunalı'ya çıkmak için sabırsızlanıyorum, aylak yaşam'da oturup birer kadeh şarap içelim istiyorum dostlarımla. fil biti ile cigara tellendirmek sonra. yani anlayacağınız özlemler sessiz derinden.
ama en önce anneme, babama, kardeşime sarılmak sarılmak...