şarap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şarap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kasım 09, 2015

şimdi

o çay içecekti, ben de ona eşlik edecektim. çayı demledim. koltuğa oturdum.o bana bağırdı, ben ona bağırdım. kırıldık. anakara'yı özledim. o uyudu. ben çay içtim. 
rakı kalmamış, 
belki biraz şarap içerim.
derken ben daha çok kırıldım. gücendim. eksildim. 
sessiz şarkılar sorarım alayınıza neden "içimden şehirler geçiyor?" halbuki yollar da gürültü var. 
ama şarkılar sessizdi hani?
hani biz, ah! öyle işte.
rakı kalmamış, ben şarap içeyim.

Nisan 13, 2015

şarap rakıya evrilirken

böylesine acayip ezgiler öğreten can kardeş, yanıbaşımda olasın sen. bir ton rakı bir ton şiir var daha zulada. hem ege dosttur valla bak. ve öğrenilecek bir sürü türkü var.
öyle işte.

Aralık 03, 2014

zehir

içimi açamazsam zehirlenip, öleceğim. içimi dökemezsem kendi kendime ağlayacağım.

Kasım 03, 2014

cumartesi

oh ne güzel sarhoş oldum ben cumartesi. su bardağı ile içince şarabı kaç kez doldurup boşalttığını bilmemek ne güzel. ayrıca başımın döndüğünü belli etmemeye çalışmak da ciddi emek. turuncu çakmak, bir paket camel bu kez kadehte şarap. 
selamlaar olsuun.

Ekim 31, 2014

şaraplı

hikayeler biliyorum, bana anlatılmayan fakat sevdiklerimin gözlerinden okuduğum. ve ben hepsinin kalplerini görüyorum ayrı ayrı. bilmezler çoğu kez en yakınlarım, dostlarım, çocuklarım ne derece çok sevildiklerini. 

Mayıs 01, 2014

sarılası anakara, sarmalanası dostlar

anakara'yı çok özledim.
beşevler'den tunalı'ya çıkmak için sabırsızlanıyorum, aylak yaşam'da oturup birer kadeh şarap içelim istiyorum dostlarımla. fil biti ile cigara tellendirmek sonra. yani anlayacağınız özlemler sessiz derinden.
ama en önce anneme, babama, kardeşime sarılmak sarılmak...

Ocak 08, 2014

koridor

"bir mavi otobüs gelirdi, seni alır giderdi, o mavi otobüs var ya seni alır giderdi."

sayabilecek kadar az kalmışken özlemeklerin tavan yaptığı vakitlerdeyim.  ruhumun, kalbimin en yorgun olduğu günler. geçmişi sorguladığım sonrasında kinlerimin ayyuka çıktığı zamanlar. evet, benim kinlerim var yani varmış. yediremediğim onca şey... lan hani öğütebilirdim ben kötü şeyleri. yalanmış arkadaş.
hem zaten memlekette bir karışık. yani nereden baksan ahmakça! 

düşünceleri cigara dumanıyla savuramamak. o zaman ne demeye içiyoruz bunu? şarap kadehinde kayık da yüzdüremiyorum. demek ki sarhoş da olamadım. yani nereden baksan tutarsızlık!
sonra bir ahmet kaya çalıyor, bir poyraz esiyor.

buradaki evimin koridoru yok. küçücük. yazlıkçılar için tasarlanmış diyorlar bu taraflardaki konutlar. anakara'ya da japonlar gidiyor, gerçi onlar ulustaki otellerde kalıyorlarmış. iyi cesaret ha. sonra ben gidiyorum anakara'ya. ama koridoru var her evin. en azından iki adımda bitmiyor. bir koridora ağıt mı yani içimden çıkmayanlar ya da japonların matematik başarısını kıskanmam mı?
sanmıyorum.

okuldan geliyorum. kimse yok evde. daralıyorum. hoş anakara' da evde birileri oluyordu hep, ben yine daralıyordum. zannımca problem bende. üstelik bu ara öz eleştirinin dibine vurdum gitti. buna rağmen dedi ki annem bir de kardeşim "hep sen haklısın, hiç dinlemezsin kimseyi sen." halbuki ben güzel dinlerim herkesi. hep bana anlattılar, beni hiç dinlemediler ki be! zaten hep onlar iki kişi ben tekim. hatta bazen babam da onlardan ben yine tekim. acaba diyorum evlatlık mıyım?
ah, biliyorum hep sarılamamaktan. yani depremler oluyor beynimde!

bir de ağlamak var bir yerlerde. ağlamamalı en sevdiğim, ağlamamalı. birbirimize dokunmadan ağlamamalı. ağlayıp da uyumak, uyuyor gibi olmak.. bak ailemsin benim, ailenim senin. insan rakıdan sarhoş olmalı, ağlamaktan değil. ağlama be en sevdiğim. 
yani bir gülsen ağlayacağım, bir gülsen, kendimi bulacağım!