geceyi gündüz gibi yaşamayı seviyorum. uzun sohbetler, satırları çizilen kitaplar, içerisinde umut aranan şarkılar, yazılması gereken makaleler, çizilmesi düşlenen rotalar ve son zamanlarda da kafamı balkondan sarkıtmak suretiyle kocaman kocaman sokağa bakmalar en çok geceye yakışıyor. ha bir de hayal kurma çabalarım.. bunların hepsinin tınısı çok gece değil mi sizce de? belki de bütün bir uyku uyumak da zorlandığımdan geceye güzelleme yapıyorumdur, bu da ihtimal dahilinde.
ihtimaller...
bu son, ya hayır bak asıl bu son kahve diyerek sabahı bulduğum geceler. neyin ihtimalini barındırıyor içerisinde acaba? önceden hayal kurmak konusunda o kadar yaratıcıydım ki. belki tekrar o günler gibi olurum ihtimalini mi? uzun uzun sohbetler eder, uykumuz gelse bile tek bir anı kaçırmamak adına uykumuzun geldiğini çaktırmamaya çalışma çocukluluğumuzu mu?
ben çok özlüyorum geçmişi, hem nasıl. bu geçebilecek bir şey mi? belki. ama nasıl?
sımsıkı sarılıyorum sana gece. "yalnızlığım sana emanet".
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder