Haziran 06, 2026

ihtimalli uyku

geceyi gündüz gibi yaşamayı seviyorum. uzun sohbetler, satırları çizilen kitaplar, içerisinde umut aranan şarkılar, yazılması gereken makaleler, çizilmesi düşlenen rotalar ve son zamanlarda da kafamı balkondan sarkıtmak suretiyle kocaman kocaman sokağa bakmalar en çok geceye yakışıyor. ha bir de hayal kurma çabalarım.. bunların hepsinin tınısı çok gece değil mi sizce de? belki de bütün bir uyku uyumak da zorlandığımdan geceye güzelleme yapıyorumdur, bu da ihtimal dahilinde. 
ihtimaller...
bu son, ya hayır bak asıl bu son kahve diyerek sabahı bulduğum geceler. neyin ihtimalini barındırıyor içerisinde acaba? önceden hayal kurmak konusunda o kadar yaratıcıydım ki. belki tekrar o günler gibi olurum ihtimalini mi? uzun uzun sohbetler eder, uykumuz gelse bile tek bir anı kaçırmamak adına uykumuzun geldiğini çaktırmamaya çalışma çocukluluğumuzu mu? 
ben çok özlüyorum geçmişi, hem nasıl. bu geçebilecek bir şey mi? belki. ama nasıl?
sımsıkı sarılıyorum sana gece. "yalnızlığım sana emanet".

Ocak 05, 2026

şekerli leblebi

hava çok soğuktu. mor atkımı boynuma iyice doladım, ellerim ceplerimde kafamda bir sürü fikirle gün ağarmadan yollara düştüm. tam buydu sevgi: annemin bana yıllar evvel ördüğü mor atkıydı. birçok ulaşım aracı değiştirerek fakülteye ulaştım. burnum çok üşümüştü, hem elimi hem burnumu ısıttı içtiğim kahve. sevgi, hocana duyduğun mahcubiyet ve onun seni durmadan yüreklendirmesiydi. bu emekler için var gücümle çalışacak olmam da sevgiye dahildi. sonra ilayda'm ile kavuşmaya gittim. zira "varuna" paklardı bizi. tam burada ne oldu biliyor musunuz? eş zamanlı olarak varuna'nın kapısındaydık ve ilayda elinde kese kağıdında kestane ile geldi. ve sevgi alsancak'a karanfil sokağı kese kağıdında kestane ile taşımaktı. bu muazzam bir sevgiydi. eve dönüş yolundaydım artık otobüs saatine yarım saatten fazlaca vardı, durakta sohbet ettiğim iki kadının çocuklarını çok özlemesiydi sevgi.

sevgi, umut, sevda, sevmek...

ağlamaktan gözleri şişmiş bir sek kahvenin kimi zaman baş ucunda, kimi zaman karnında, kimi zaman da ayaklarının dibinde uyuyan bir kedinin varlığıydı sevgi. belki az sonra uyuyacak olan ablanın, kardeşinin ruhunu iyi edebilmek için ege kıyısında gece yürüyüşü yapmasıydı sevgi.  
zaman gürül gürül akarken umay'ın öğrendiği harfleri "annem seni seviyorum" diye biriktirmesiydi umut. küçükken bayıla bayıla yediğim, ceplerimde sakladığım şekerli leblebiyi gecenin bir vakti soğuk demeden gidip de alan sevgiliydi sevda. 
öğrencilerinin her birinin mimiklerinden ne hissettiklerini bilebilen matematik öğretmenin süper gücüydü sevmek: çapraz sarılmalar gibi çok sevmek...

öyle ya da böyle dünyanın neresinde olursak olalım sek kahve:
"... umut ile, sevda ile, düş ile...
dayan rüsva etme beni"