Nisan 11, 2021

arsızca özlemek üzerine

sosyal medyada gezinirken "Anakara" içerikli sayfalarda buldum kendimi. boğazımda hafif bir kaşıntı, burnumda minik bir sızlama hissettim. yine çok özledim Anakara'yı. dersaneden çıkıp karanfil'de dolaştığım günler, dolmuşa binmek için kızılay'dan sıhhıye'ye yürüdüğüm akşamlar, hiçbir sebep yokken bestekar'dan tunalı'ya aylak aylak gezindiğim vakitler... bunca özerk olmadığım daha tıfıl hallerimde kardeşimle mahallenin ara sokaklarında gezindiğimiz; kimi zaman tek kale maç organize edip frikikleri kimin atacağına dair ettiğimiz kavgalar kimi zaman da sabah ezanı uyanıp bisikletlere atlayıp da fileli potanın olduğu basketbol sahasında yaptığımız 2-2 maçlar...

abla dedim, ben Anakara'yı çok özledim. özlemişsindir tabi, ben de çocukluğumu özledim dedi. haklıydı. belki de özlediğimiz şehirler değildi: özlediğimiz "çocukluğumuz"du. çocukluk, kurabildiğimiz sınırsız hayal ve hayalleri gerçek edebilme inancımızın da sınırsızlığıydı. büyüdükçe bu inançtan yavaş yavaş vaz geçirilmeye yönlendiriliyoruz. ve özlem iyice arsızlaşıyor.

Nisan 10, 2021

sisleri dağıtanlar

umay ve sevgili'm (en çok da umay) içimdeki sisleri dağıtabiliyor. nasıl öyle olmasın ki, küçücük elleri kocaman bir gülüşü var kızımızın. son zamanlarda bize sarılarak uyuması da cabası.
tek başıma olsaydım ışığı, perdeyi kapatıp öylece yatardım. uyurdum, uyanırdım belki bir cigara yakar sonra tekrar uyur, uyanırdım. içim çok tuhaf, boşluğa bakıp durmak ihtiyacı duyuyorum sürekli. çok unutkanım ve hiç bu kadar unutmamıştım kendimi sanki. 
direnmemi sağlıyor ruhumun iki yanı.
yoruluyorum.
direniyorum.
düşüyorum.
kalkıyorum.
endişeleniyorum.
gözlerim dolu dolu gülüyorum.