Ocak 02, 2015

koku hafızası

gün kimden başlarsa başlasın, birileri ne söylerse söylesin
aynı gün hep ahmet kaya ile bitiyordu.
anakara'da bile bu kadar üşümedim ben. deniz kıyısında bir kasaba da üşüyordum. sevdiğim adam her defasında sarılıyordu. ben de üşümekten vazgeçiyordum. 
güzel dostlar edindim burada, rakıyı daha çok sevdim. kötü insanlara aşina idim zaten burada da teyit ettim varlıklarını. 
çocuklar tanıdım be! güzel çocuklar:
hepsinin hikayesi var; onların yardımıyla kurguladığım. 
özlemlerimin kokusunu zihnimde saklamakta hep iyiydim, şimdilerde daha da iyiyim. kocaman bir şehir özlüyorum zira. 

mutluyum.

Aralık 31, 2014

umut ola

acaba ben ilk kez denizi gördüğümde nasıl bir tepki verdim? anakara'ya gidince anneme soracağım. telefonda olacak iş değil; uzun uzun konuşmak gerekir bu mevzuyu. 
zira dün çandarlı'ya kar yağdı. buradaki çocuklar bilmiyorlar tabi karda nasıl yuvarlanılır, nasıl kar topu oynanır. düşünsenize hiç sabah uyandıklarında etrafı bembeyaz görmemişler. kar yağışından ötürü okulları tatil olmamış. apartmanca aşağıya inip poşetle yokuş aşağı kaymamışlar. dün kar yağdığını görünce bizim öğrenciler çılgınlar gibi oradan oraya koştular. sulu da olsa kar görmek nasıl değiştirdi günlerini görmelisiniz. derste sürekli gözleri camda, öğretmenim gözümüz dışarı kayarsa kusura bakmayın olur mu diyorlar. kıyıda köşede biriken karlarla kar topu -aslında buz topu- yapmışlar, elleri nasıl üşümüş ama mutlular be. 
ahmet can diyor ki öğretmenim size iki şey söyleyeceğim birincisi kar yolları kapamış olabilir, ikincisi biz neden bu kadar mutluyuz biliyor musunuz; çünkü bu bizim ilk kar görüşümüz. bir başka öğrencim de diyor ki öğretmenim kar yağması için anakara'da olmanıza gerek yokmuş ki bakın buraya da yağıyor. burayı da seviyorsunuz değil mi? 

demem o ki, bu yıl hepimize kar yağdığını ilk kez gören çocuk sevinci versin. 

öte yandan,
denize kar yağdığını görenlerin dilekleri gerçek olurmuş, yani eğer istersek olur bence. ;)
kadehim,
sevgilim'e, özlemlerime, dostlarıma bir de anakara'ya kalkar.

yani, bu yıl hepimize sulu karın yolları kapatacağını düşünen ahmet can umudu versin. 

çocuklar hep güzel kalsın, ölmesin çocuklar, ağıtlar yakılmasın. türküler söyleyelim, şiirler okuyalım, sarılalım sevdiklerimize. bu yıl böyle olsun, bu yıl güzel olsun.
kutlu olsun.

Aralık 28, 2014

sanı

demişim ki defterime,
"rakı içerken mutlu olduğumuz gün sayısını çok sanıyorduk. belki de rakıyı bu yüzden çok seviyorduk."

Aralık 21, 2014

silsile

hak mı lan buralara kar yağmaması? türkü dinlerken belki çay içecektim sırf kar yağmıyor diye şarap içtim. karaciğer isyan etse kim verir bunun hesabını? peki bazı çocuklar mutsuzsa bizim de içimiz darmadumansa adalet nerede arkadaş diye sormazlar mı gökyüzüne? ha bir de insanlar gereğinden fazla kötüyse -gereği ne ola ki?- ve biz buna rağmen özlemeyi unutmuyorsak bize de mal mısınız demezler mi?


Aralık 14, 2014

üzdüydüm mü?

sanıyorum bugün ben bir halt işledim ama bilmiyorum ne yaptığımı.
ah!
bir bilebilsem, hallederim de, bulamıyorum. o vakit ben bir türkü armağan edeyim dünyaya, şayet varsa kırdıklarım işitsinler sonra da onlara sarılmama izin versinler.

Aralık 11, 2014

üzdüydüler

bugün sebepsiz yere üzüldüm, hiç ilgisiz bir şeyle bağlantı kurdum üzüldüm.
neyse ki
geçti.

Aralık 03, 2014

zehir

içimi açamazsam zehirlenip, öleceğim. içimi dökemezsem kendi kendime ağlayacağım.

Aralık 01, 2014

yağmurlu

30 Kasım 2014'e
sevdiğim adam,
geçen sene bu gün, anakara'nın ayazında kurtuluş parkında donaraktan gülümseyip duruyorduk fotoğraflarda. tam bir yıl olmuş ya yasal olarak sevgili olalı. canım kocam, sarılmaktan hiç vazgeçme bana. sen benim hem anakara'm, hem ege'm hem de okyanuslarımsın.
daha nice yüzyıllara.

Kasım 24, 2014

inadıma tüküreyim. hep yenilmez derim ama hep yenerler inadımı. ah özlemek sen var oldukça ben hiç inat edemeyeceğim değil mi? 


Kasım 23, 2014

öğretmenler gününe

en en başta babam, annelerim ve canımdan çok sevdiğim kocam, kendi öğretmenlerim derken çocuklara güpgüzel bakabilen dostlarım, meslektaşlarım;
hayaller kurabiliyor, düşlerim rengarenk olabiliyorsa hepsi hayatıma girdiğiniz içindir.ve biliyor musunuz dünyaya büyükler gibi kötüce bakamıyorsam halen, bu çocuk kalbimi hiç kırmadığınızdandır. kişiliğimin her yanında varsınız, kahramanımsınız. bilmediğim coğrafyalara açılan limanımsınız.

kutlu olsun öğretmenler gününüz.

Kasım 21, 2014

eksilen bir şey olmasın.
olmasın!
"...
hiç unutmam akşama doğruydu yağmur yağdı
bütün balıklar denizin üstüne çıktı
hepimiz işimizi gücümüzü bıraktık
tam beş dakika dünyayı dinledik
..."
                                          İ.Berk


zaten yağmur da yağmadı eskisi gibi.

Kasım 20, 2014

yağmur'a umuş

makale okumak (tez yazmaya çalışan biriyim ya), ardından da öğrencilerin sınavlarını okumak için masanın başına oturduğum ve bunların hiç birini yapamadığım günlerin birisindeyiz yine. karanfilli çay içmek, bir şarkıdan ötekine geçmek varken diğerlerini yapmam anormal kaçardı zaten.
hem düşünüyorum da, şiir de okuyorum ara ara. güzel oluyor.
mesela bugün deniz çok dalgalı idi, dün gece de yağmur yağmış çok. ben gök gürültüsünü duyup kıçını devirip uyumaya devam ettim. çandarlı'ya hiç kar yağmayacak öte yandan. halbuki anakara'da kar yağmasını bekler idim pencereler boyunca. olsun anakara'da da balıklar yüzmüyordu. bu hafta çocuklar çektikleri fotoğrafları getirmişler okula. gülümseme sebebi. iyimser bir gül...
sonra sesim kısıldıydı, çıkaramadık valla. doktora gittim, sinirlendim. sesim çıkmıyor, duyamıyorsun işte kaltak karı, rapor almaya gitmişim sadece, amacım buymuş, öyle dedi. değişik. 
öğrencimin verdiği kitabı okuyorum halen, içinde kurt adamlar, vampirler var. düzene çaktırmadan küfrediyor kitap. inceden hoşuma gidiyor. acaba ermanım bunu algılıyor mu? algılıyordur bence. ege denizi kadar güzel bakıyor tosba :)
insanlar tanıyorum poyraz eserken bir yandan. bana yeni yeni türküler* keşfettiren var, onu çok seviyorum işte. güzel de rakı içiyor, candır.  zeytin toplamaya gittiğim de var, ona da hürmetler sunuyorum. ha bir de uzak durulmayı gerektirenler var, dediğim günaydına bile yazık diyorum akşamları. amaan bre!  sonra sevdiklerime bir çay koyuyorum. bir nevi günah çıkarma, kapiş?
çandarlı'ya kar yağmayacak, ben yağmuru umuyorum. 

*can

Kasım 16, 2014

pocahontas

ilkokulda öğretmenimiz sınıfa hep bir ağızdan "ankara'nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak" diye öğretiyordu. devam ediyorduk öğrendikçe "ankara'nın taştır yolu, her tarafı asker dolu". tekrar ediyor hep beraber bir şey yapmaktan da musmutlu oluyorduk. tuba vardı sınıfta, tuba'nın soy ismini dahi hatırlıyorum hatta "tuğba" değil benim adım "tuba" deyişini bile aklımda.  yalnız ilkokul kaçıncı sınıf o yok aklımda işte. öte yandan kızılay kolundaydım onu da biliyorum. mevzu bu değil tabi, tuba biz söylerken türküyü bir anda şöyle dedi " ankara'nın taştır yolu, her tarafı erkek dolu". 
erkek? hoop! nasıl yahu :) çocuktuk çok güldük, o utandı biz daha çok güldük, kadriye öğretmen gülmedi. kadriye öğretmen bize hep matematik sorusu çözdürürdü. hep üç boyutlu cisimlerin hacimlerini hesaplamaya kalkışırken zorlanırken hatırlarım kendimi. emrah vardı, bizden farklıydı, kadriye öğretmen ona mandalina soymayı öğretmişti sonra. biz neredeyse 60 kişiydik ilkokulda. sıralara üçerli otururduk. hiç tembellik etmezdim çocukken. çantam çok ağırdı. üstünde top oynayan ayıcık olan suluğum vardı. annem babam okuldan bizi almaya çok gelmezdi. kardeşimle buluşur giderdik. evin yolunu öğrenene kadar halam aldıydı beni okuldan. aşı olunca ağlamazdım, korkardım ama ağlamazdım. sonra şişkoydum, okula sağlık taraması için geldiklerinde boyumuzu ölçerlerken kilomuzu da tartmasınlar diye dua ederdim. biz eve gittiğimizde annem babam da kendi okullarında olurlardı. hafta sonları da kursları olurdu. teyzem bir de dayım hafta sonları bizle ilgilenirlerdi. top oynardık. bir keresinde sinemaya gittiydik. hem de pocahontas'a. metropol sinemasına gitmiştik, kocatepe'ye çıkmış, beğendik'ten cips bir de kola aldıydık.
annem babam biz küçükken çok kavga ederdi. biz de kardeşimle onların kapısını dinlerdik, ne zaman bitecek artık kavgaları diye birbirimize sorardık. sonraları bitti; çok yıllar sonraları. ben taraf oldum büyüdükçe. kardeşim olmadı. o içinden oldu taraf ama belli etmedi. o hep daha politikti. 
iki tekerlekli bisiklete binmeyi dayım öğretti, diş fırçalarken teyzem bekledi yanımda. içimde değişik bir vicdan yerleştirense annem oldu. babam hayatımızdan beş yıl ayrı kalmayı seçendi. kardeşim ailenin kural koyma merci. ben en çok özleyendim. küçükken bile her şeyi en çok ben özler her şeye en çok ben ağlardım. anneannemin arkadaşı idim, biz beraber hamama giderdik köyde. 
uzaklıkları yok edemediğimi fark ettiğimde kendimi geri çekmeyi de öğrendim. 
şimdi musmutlu bir sabahın gecesinde durduk yere anakara'lı bir türkü hatırladım. 

Kasım 10, 2014

gidelim mi?

balık tutmaya çıkıyorsun, tutamadığın balıklara kadeh kaldırıp rakı içiyorsun. çakır keyifken muhabbet etmek ne güzel, ne gerçek.  sonra bir yerlerde "ispanyol meyhanesi" çalıyor belki kimse fark etmiyor ama sen ümit yaşar oğuzcan'a da içiyorsun. derken çocukluğuna, özlediklerine, üzüldüklerine, dostlarına, gidenlere, gelmeyeceklere en sonunda da hep yanında olacaklara içiyorsun. bir yerlerde ahmet kaya çalmıyor da, kafanda  "kaçak ve anne" söylenirken tamam diyorsun, e hadi gidelim mi? gidelim be ne olacak? haftaya bir daha geliriz, umutsuzluktan daha çok ki umut.
gamze diyor ki iki gün sonrasında "olsun be iyi şeylere sebep oluyoruz, güzelleşmek iyidir."
iyidir tabi, aksini söylersem taş olurum.


Kasım 09, 2014

sabah uyandığında baş ucunda sevgilinin el yazısını buluyorsan hayat çok güzel ki.