Mayıs 03, 2015

cigarasamak

güzel şeylere inanmam bir yıl sürerken, kötü şeylere inanmam hemen oluyormuş.
doğrudur.

Nisan 27, 2015

çocuklarda kötü olmaya başladılarsa demek ki ağzımıza hepten edilmekte..

Nisan 22, 2015

yarın güzel olsun diye

bir vakit geliyor ki, aynı şarkıya aynı şiire takılıp kalıyorsun. takılıp kalmak istiyorsun yahut. bilmiyorum ki. saatlerce konuşasım bir o kadar da susasım var. belki haklı candan ötem ben hayal etmeyi ama hayallere ulaşamamayı seviyorum. mutsuz insanla şapşal insan arasında gidip geliyorum belki de. ne halt yemeye çalışıyorum. içimde düğüm düğüm bir şeyler var çıkarıp da diyemiyorum. alay edilme korkusu mu? şımarık bulunurum diye mi? karar bile veremiyorum. hep demişimdir, hep bilirim ben iyi dinlerim de iyi anlatamam. sanki beni dinleyemeyecekler gibi onlar. 
onlar kim?
kim ki onlar?
özlemekten korkuyorum çok özlemekten. seviyorum da demem zaman alıyor. sanki tüm dünya rüyama giriyor sonra çıkıyor. bir kaç dev saniye canımı alıyor sanki. bir de canım çok cigara çekiyor. rakıyla portakal değil de cigara iyi gidiyor be. telefonla konuşmayı çok sevmiyorum, "alo" demek hoşuma gitmiyor. yazınca daha güzel sanki. hafif rüzgar geliyor gibi denizden üşütmüyor ama ürpertiyor.
korkarken özlemekten delicesine özlüyorum. biliyorum bir ömür özlemekle geçecek. özlenecek ne çok şey var, ah! çok şey. kumbaramızda para biriktiriyoruz. sular kireçli çay bazen güzel olmuyor. ama her şeyin bir çözümü var(mış). fotoğraflar çekiyorum, makinemi ilk aldığımdaki hevesim yok. sanırım buldukça bunuyorum. bazen çocuklara yalan söylüyorum ama güzel yalanlar. bence benim en sevdiklerim de bana yalanlar söyledi. ben hiç anlamadım. koşulsuz inandım. sarılmak hem de çapraz sarılmak gibi inandım.


Nisan 17, 2015

zamanlama

yeni öğrendiğim  türküler, şiirler. ben hep özleyeceğim değil mi?

Nisan 13, 2015

şarap rakıya evrilirken

böylesine acayip ezgiler öğreten can kardeş, yanıbaşımda olasın sen. bir ton rakı bir ton şiir var daha zulada. hem ege dosttur valla bak. ve öğrenilecek bir sürü türkü var.
öyle işte.

Mart 28, 2015

biz bugün niye içmedik?

"kapıları vurup çıkamama" gibi bir özelliğim var. aklımda geçmiyor. aklımdan geçiremiyorum. düşünsenize evin içinde kalanın harabeliğini, ağlayacak oluşunu. arkanızda ağlayan birini bırakmak, sonra basıp gitmek. bunun tehditini dahi etmedim kimseye.
biz ne küçük ne de çok büyüktük, babamın  hayalleri için bizi anakara'da unuttuğu yıllardı.  kardeşim annemle kavga edip vurup kapıyı gitmişti. annem ağladı. ben çok kızdım. halam merak etti bu çocuk nereye gider diye. babama haber etti halam, babamsa kardeşimin erkek adam olduğunu ima etti. unutuldu gitti mevzu. e ne de olsa evimiz kardeşime emanetti. sonuçta bizler kendimizi bok gibi hissedilmeye mecbur kılınmış kadınlardık. sadakatimizden, sevgimizden asla şüphe duyulmazdı. bazen diyorum ki Allah belasını versin vicdanın. ha bir de erkek kardeşinin, babanın, kocanın, hayatındaki tüm erkeklerin fikirleri, düşünceleri yüzünden kendini törpülemek zorunda kalırsın. kadınsan eğer içindeki vicdanı yıkmak dünyanın en büyük devrimidir. kolay değildir devirmek. ben yapamadım. zor da yaparım. işin kötüsü de sen hayaller kurarsın, gelirler bunun saçmalığını anlatır sana en sevdiğin adamlar. hadlerine değildir, evet ama bilmezler.
hiç bilmediler ki.
ve ben kapıyı vurup çıkmayı hiç düşünmedim.
biz bugün niye içmedik? 
çünkü papatya yoktu halen ve ben çok sarhoş olabilirdim.

Mart 17, 2015

ne vereyim ablama?

yazacaklarım vardı, malum 5 saattir aynı koltukta öylece oturuyorum. içimden konuşuyorum. ben neden içimden konuşuyorum? uyumak bir işe yaramıyor. insanlar tekinsiz. kaplumbağa beslediğim günlere dönmeli belki de. o vakitler daha inatçıydım böylelikle insanlar hatalarını kabul ediyorlardı. şimdi yelkenler hep suda benim kayık hep alabora. Allah vermiş la cezamı. bir balık bile tutamadımdı halbuki. çayı da sevmeyeceğim artık. zaten çok da umursamaz zannımca çay, zaten onu seven çoktur. sürekli sigara içenleri anlamıyorum ve anlamadığım şeyi yapmak istiyorum zaman zaman ;aah çok zaman. nam nam nam diyorum. ah be ismail abi, o gemi ne vakit gelecek bak benim kayığın hali ortada.
aklımda kalan şey şarkı oluyor yine bir başına içilen rakının yanı sıra.
yalnızlık ömür boyu.

Mart 09, 2015

öte

yaşasın şiirlerin, türkülerin bir de yolculukların kardeşliği, yaşasın tam bağımsız çay bardakları! yaşasın güzel insanlar, çocuklar, yağmurlar!

Mart 08, 2015

nedensiz

kendimi anlatamamak. hem de hiç anlatamamak. bu sizce de yorgunluk sebebi değil midir? 
evet yoruldum.
pes ettim edeceğim. 
bencil miyim? biri çıksın desin ki evet kardeşim, evet güzelim, evet arkadaşım sen dünyadaki en bencil, en Allah'ın cezası canlısın. öyle iyi insan ayağı yapma be hatun. hadi bas git desin.
ben kimseye anlatamazken kendimi, kimse de bana mı anlatamıyor kendini?
sorgulamak...delirmekle eş değer.
zihin boş olmalı.
bir yerlerde bir şarkı çalmalı. bak türkü demiyorum, şarkı çalmalı. türkü rakı içerken çalmalı çünkü. başın dönmesi iyidir. hem gülmek hem de sövmek için sebep.sebepsiz her şeye sebep. 

Mart 07, 2015

ertesisizlik

ötelemek anlamsız.
güzelce içip rakıyı, başlanacak her şeye.

Şubat 22, 2015

katran karası

burası kötü insanların dünyası. öldürenlerin, yıldıranların, bıktıranların, susturanların... dünyası.
yer bulmaya çalışıyoruz, birazcık soluk almak için ufacık bir nakarat bekliyoruz en umutlu türküden.

Ocak 02, 2015

koku hafızası

gün kimden başlarsa başlasın, birileri ne söylerse söylesin
aynı gün hep ahmet kaya ile bitiyordu.
anakara'da bile bu kadar üşümedim ben. deniz kıyısında bir kasaba da üşüyordum. sevdiğim adam her defasında sarılıyordu. ben de üşümekten vazgeçiyordum. 
güzel dostlar edindim burada, rakıyı daha çok sevdim. kötü insanlara aşina idim zaten burada da teyit ettim varlıklarını. 
çocuklar tanıdım be! güzel çocuklar:
hepsinin hikayesi var; onların yardımıyla kurguladığım. 
özlemlerimin kokusunu zihnimde saklamakta hep iyiydim, şimdilerde daha da iyiyim. kocaman bir şehir özlüyorum zira. 

mutluyum.

Aralık 31, 2014

umut ola

acaba ben ilk kez denizi gördüğümde nasıl bir tepki verdim? anakara'ya gidince anneme soracağım. telefonda olacak iş değil; uzun uzun konuşmak gerekir bu mevzuyu. 
zira dün çandarlı'ya kar yağdı. buradaki çocuklar bilmiyorlar tabi karda nasıl yuvarlanılır, nasıl kar topu oynanır. düşünsenize hiç sabah uyandıklarında etrafı bembeyaz görmemişler. kar yağışından ötürü okulları tatil olmamış. apartmanca aşağıya inip poşetle yokuş aşağı kaymamışlar. dün kar yağdığını görünce bizim öğrenciler çılgınlar gibi oradan oraya koştular. sulu da olsa kar görmek nasıl değiştirdi günlerini görmelisiniz. derste sürekli gözleri camda, öğretmenim gözümüz dışarı kayarsa kusura bakmayın olur mu diyorlar. kıyıda köşede biriken karlarla kar topu -aslında buz topu- yapmışlar, elleri nasıl üşümüş ama mutlular be. 
ahmet can diyor ki öğretmenim size iki şey söyleyeceğim birincisi kar yolları kapamış olabilir, ikincisi biz neden bu kadar mutluyuz biliyor musunuz; çünkü bu bizim ilk kar görüşümüz. bir başka öğrencim de diyor ki öğretmenim kar yağması için anakara'da olmanıza gerek yokmuş ki bakın buraya da yağıyor. burayı da seviyorsunuz değil mi? 

demem o ki, bu yıl hepimize kar yağdığını ilk kez gören çocuk sevinci versin. 

öte yandan,
denize kar yağdığını görenlerin dilekleri gerçek olurmuş, yani eğer istersek olur bence. ;)
kadehim,
sevgilim'e, özlemlerime, dostlarıma bir de anakara'ya kalkar.

yani, bu yıl hepimize sulu karın yolları kapatacağını düşünen ahmet can umudu versin. 

çocuklar hep güzel kalsın, ölmesin çocuklar, ağıtlar yakılmasın. türküler söyleyelim, şiirler okuyalım, sarılalım sevdiklerimize. bu yıl böyle olsun, bu yıl güzel olsun.
kutlu olsun.

Aralık 28, 2014

sanı

demişim ki defterime,
"rakı içerken mutlu olduğumuz gün sayısını çok sanıyorduk. belki de rakıyı bu yüzden çok seviyorduk."