bir anakaralı'nın anakara'dan her bunaldığında, anakara'ya sığınarak teselli bulması:
ya diğer şehirlere mesafemizin yakınlığının hemen hemen eş oluşundan ötürü çekip gidilesi yerlere dair seçeneklerin çoğalmasından kaynaklı çoğalan seçeneklerden -zor bir cümle oldu belki de saçma, farkındayım. ama zor mu? yoksa saçma mı? kararsızım- ya da bozkırın içimize sinip çıkamamasından kaynaklı zannımca.
merak ediyorum.
acaba bozkır her bünyeye aynı etkiyi mi yapar?en çok ilkbahar güneşi mi ağlatır insanı?
bilmem.
bilen var mı?
bilmem.
buralarda denizi hep çok mu özler insanlar?
onlara da bana olduğu gibi olur mu?
yüzmekten çok izlemek midir içten içe istedikleri.
bilmem.
ya da lokantada balık yemek hep zor mudur buraların diğer insanlarına da ben gibi?kafa -göz dalarlar mı balığa? bu yüzden kızılay-sakarya'da ki ekmek arası balıkçıları mı severler?
bilmem.
tanju okan dinlerlerken ya da dario moreno duyduklarında içleri bir garip olur mu en az ben kadar? "deniz ve mehtap" dendiği anda ne düşlerler?anakara'ya dair şarkıların istanbul'a oranla azlığına kafayı takıp da sinirlenirler mi ki?
bilmem.
halbu ki çokça güzel insanın yolu anakara'dan geçmiş:
özdemir asaf,
cemal süreya,
ahmed arif
...
4-5 saate sabah olacak, bir anakara simitine tav olacağım ben yine. yine hiç suç bulamayacağım şehrime. okyanuslardan daha çok sevdiğim adamla el ele yürüdüğümüz onlarca sokağından sadece birini aklıma getireceğim ve ben oturup buralara ne kadar çok şey borçlu olduğumu fark edeceğim.
sonra
anakara'ya dair bilmediklerimi bir yana koyup
burayı özleyen tüm arkadaşlarıma yetecek kadar kuğulu park havası alacağım.