her zaman naif, her zaman derinden bir nefes aldırır yeni türkü. öyle ya belki de naifliği aldırdıkları nefesin okyanus kokusundandır.
Nisan 14, 2012
yeni türkü
her zaman naif, her zaman derinden bir nefes aldırır yeni türkü. öyle ya belki de naifliği aldırdıkları nefesin okyanus kokusundandır.
velena:
yeni türkü
liman:
Ankara, Türkiye
Nisan 13, 2012
öğrenmek
zaman geçtikçe nasıl olmam gerekeceğinden ya da insanlara nasıl davranacağımdan ziyade neleri yapmayacağımı öğreniyorum. mesela beni kıran hiç bir şeyi ben başkalarına yapmayacağım. hatta onların nelere alınabileceğini bile içten içe anlayıp incitmeyeceğim kimseyi. kötü bir insan olacaksam da olurum ama iyi insan kisvesi altında kötü olmayacağım. kötüysem kötüyümdür bu kadar da net olacak. ama kimsenin hayallerini kırmayacağım ben, hevesli hevesli anlatılanları aynı hevesle dinleyeceğim ve karşımdakinin yapmak istediklerini toplumun kurallarına uymak adına bir kalemde silip atmayacağım. her incitildiğinde boğazına halen bir düğüm oturan bu yirmi beş yaşındaki küçük kız, kimseye ağladığı için kızmayacak. kötü kötü bakmayacak. ve ufacık bir söz bile verse onu unutmayacak.
birileri bana dik başlı diyecek, emeğimi, iyi niyetimi sömürecek ben susmayacağım. birileri sevdiklerimin canını sıkacak ben yine susmayacağım.
hem sinirli hem ağlamaklı olmayacağım. burnumun bu denli çok sızlamasına, genzimin yanmasına izin vermeyeceğim.
gideyim, makale okuyayım.
liman:
Ankara, Türkiye
yorgunluk
hava nasılda güzel.
çoğunlukla sıcak lakin üşüttüğü anlarda yok değil. baharın güzel yanı bu olsa gerek.
fakat biz sokaklarda yürümeyi de ertelemek zorundayız. peh!
sonra insanlar neden çok özlüyor çocukluklarını? işte çoğunluğu özlemelerin tam da bu yüzden, ertelenip de pişman olunanlar yüzünden. küçükken başımıza güneş geçecek saatleri bile umursamayacak kadar yürekli insanlardık. o saatte top oynanacaksa kurulurdu kaleler akşam serinliğine kadar koşturulurdu o topun peşinden. yorgunluğun verdiği mutluluğun paha biçilemezliği idi tüm bunlar. bir atari oyununu önce bitirmenin verdiği gurur, işte kahraman olmak, huzurlu uyumak için sebep.
şimdilerde ne yapsak huzurlu uyuyamaz olduk. oysa ki çok da yoruluyoruz, ama neyin peşinden koşturduğumuz belli değil bu kez. kaleleri biz kurmuyoruz. kalelerin boyutlarını koltuk altımıza sıkıştırdığımız plastik top eşliğinde 9 adım olarak belirleyemiyoruz. birileri var, onlar kuralları koyuyor biz hep yedekteyiz.
iyi şeylerde oluyor da nedense bunlara bile sevinme isteğimizi kaybettik. biz büyüdükçe yanlış şeylere yorulur olduk sanki.
oysa ki şu güzelim anakara havasında hiç bir ara sokağı kıskandırmadan beşevler'den kızılay'a yürünmeli idi. belki bisiklete binilmeli, bir an evvel uçurtma yapmanın yolları bulunmalı idi.
liman:
Ankara, Türkiye
Nisan 10, 2012
sana
sana sarılmak dünyanın en huzurlu denizi.
velena:
sevgili
liman:
Ankara, Türkiye
Nisan 09, 2012
Nisan 05, 2012
şimdi
"gidelim buralardan."
sonra
yine geliriz.
yine geliriz.
velena:
sevgili
liman:
Ankara, Türkiye
Nisan 03, 2012
altro
"şarkı söyleyormuşum
sokaklarda,
görmüşler.
yere yere bakıyormuşum
yürürken,
duymuşlar.
sonrasını kendileri uydurmuşlar"
Ö.A.
velena:
babazula,
özdemir asaf
liman:
Ankara, Türkiye
Mart 31, 2012
?
çok değil bir gün önce koca bir dünyaya yetecek kadar umut, heyecan taşıyan birisinin sadece bir gün sonra bu denli yitik olması kolay açıklanamıyor. en azından ben açıklayamıyorum. bu durumlarda insanın alıcıları en hüzünlü şarkılara açılıyor. belki de insan garip bir şekilde hoşnut oluyor karamsar bir iç dünyadan. bilmeden. dokunmadan. sadece hoşnut işte, sesine yansıyan o sıkkınlıktan. keşke diyorum kendimi kendime ispatlamanın bir yolunu bulabilsem.
geldi işte aklıma şarkısı da: http://fizy.com/#s/128ibp
velena:
ezgi'nin günlüğü,
hayal
liman:
Ankara, Türkiye
Mart 30, 2012
inanmak
inandıkça yaklaşacak güzel günler:
sevdiceğin bakışlarında yakaladıkça umudu, kalbinde gördükçe çocukları, tuttukça ellerini;
"zift gibi de olsa her yer biz maviler getireceğiz"
bir gün, çocuklar oyunlar oynayacak: içinde silah olmayan, taş olmayan, kan olmayan.
bir gün, önce ülkemi sonra dünyayı güzel yapacağız.
işte o gün çocuklar sadece çocuk olacak, bugünlere inat.
Mart 27, 2012
yan etki
"bir gün yolda yürüyordum,
bir şarkı duydum,kalbim acıdı.
bu kadar.."
velena:
kazım koyuncu,
umay umay
liman:
Ankara, Türkiye
Mart 26, 2012
bilmem
bir anakaralı'nın anakara'dan her bunaldığında, anakara'ya sığınarak teselli bulması:
ya diğer şehirlere mesafemizin yakınlığının hemen hemen eş oluşundan ötürü çekip gidilesi yerlere dair seçeneklerin çoğalmasından kaynaklı çoğalan seçeneklerden -zor bir cümle oldu belki de saçma, farkındayım. ama zor mu? yoksa saçma mı? kararsızım- ya da bozkırın içimize sinip çıkamamasından kaynaklı zannımca.
merak ediyorum.
acaba bozkır her bünyeye aynı etkiyi mi yapar?en çok ilkbahar güneşi mi ağlatır insanı?
bilmem.
bilen var mı?
bilmem.
buralarda denizi hep çok mu özler insanlar?
onlara da bana olduğu gibi olur mu?
yüzmekten çok izlemek midir içten içe istedikleri.
bilmem.
ya da lokantada balık yemek hep zor mudur buraların diğer insanlarına da ben gibi?kafa -göz dalarlar mı balığa? bu yüzden kızılay-sakarya'da ki ekmek arası balıkçıları mı severler?
bilmem.
tanju okan dinlerlerken ya da dario moreno duyduklarında içleri bir garip olur mu en az ben kadar? "deniz ve mehtap" dendiği anda ne düşlerler?anakara'ya dair şarkıların istanbul'a oranla azlığına kafayı takıp da sinirlenirler mi ki?
bilmem.
halbu ki çokça güzel insanın yolu anakara'dan geçmiş:
özdemir asaf,
cemal süreya,
ahmed arif
...
4-5 saate sabah olacak, bir anakara simitine tav olacağım ben yine. yine hiç suç bulamayacağım şehrime. okyanuslardan daha çok sevdiğim adamla el ele yürüdüğümüz onlarca sokağından sadece birini aklıma getireceğim ve ben oturup buralara ne kadar çok şey borçlu olduğumu fark edeceğim.
sonra
anakara'ya dair bilmediklerimi bir yana koyup
burayı özleyen tüm arkadaşlarıma yetecek kadar kuğulu park havası alacağım.
velena:
ahmed arif,
anakara,
cemal süreya,
deniz,
özdemir asaf,
simit
liman:
Ankara, Türkiye
Mart 25, 2012
oturduk.konuştuk.
oturduk.
konuştuk.
beraber büyüdük biz. küçücük ellerimizle yumruk yapıp:
konuştuk.
beraber büyüdük biz. küçücük ellerimizle yumruk yapıp:
-"ne yani bizim kalbimiz bu kadar mı?" diyorduk.
hiç sığamadık küçük düşlere. çünkü bizim ilk türkçe yazılımızda orhan veli vardı:
"beni bu güzel havalar mahvetti,
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada âşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum;
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti."
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada âşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum;
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti."
Orhan VELİ
anlamadık çok neydi bu adamın derdi?
kompozisyon'dan hiç tam 30 puan alamadık. ama kışın buz tutan okulun bahçesinde paten yaptık biz. bir de çok gülüştük. ortaokul da dost olup, dost kalabilmek ne güzel. bir de babam matematik dersime girdi bizim, derste ne diyeceğimi bilemedim ben. "öğretmenim" mi? " baba" mı? zordu. ama dostlarımla beraber aştık biz bu durumu da. ikinci bahar'ı izledik biz, sabahında da konuştuk ali haydar usta'dan, ulaş'tan, gülsüm'den, vakkas' tan...yıllık çıkaramadık ama herkese birer kıta şiir yazdık. gofret, patates, ayran pek güzeldi. karikatür çizdik. kaset doldurduk. hayal kurduk.
...
bugün.
oturduk.
konuştuk. yine aynı güzellikte.
konuştuk. yine aynı güzellikte.
bugün bana öyle iyi geldi ki dostu'm, öğretmen'im, gökçün'üm.
iyi olun e mi? hep iyi olun?
liman:
Ankara, Türkiye
Mart 24, 2012
sessiz
hiç gitmediğim yerlerin özlemini her zamankinden daha çok duyuyorum. bazı şarkılar biliyorum:
tuhaf.kasvetli.
heyecanlı.
umutlu.
sessiz.
uykulu.
küçük bir defterim var. yılbaşından evvel almıştım. yazmaya kıyamadım. sebebini bilemedim. aslında nasıl söze başlayacağımı bulamadım.
şaşkın.
sakin.
ve bir sarılmak var içimde. sığmıyor anakara'ya:
sabırsız.
ağlamaklı.
güçlü.
büyük.
liman:
Ankara, Türkiye
Mart 21, 2012
dünya şiir günü
21 mart dünya şiir günü kutlu olsun dostlar..
aslına bakarsanız bilmiyordum bugünün dünya şiir günü olduğunu. beni mutlu edecek bir şekilde öğrendim: sabah açtım bilgisayarı ne var ne yok bakayım dedim feysbuk'ta. imge kitabevi feysbuk sayfasında duyurmuş ki "dünya şiir gününüz kutlu olsun, sevdiğiniz bir şiiri yazıverin gün içerisinde seçtiğimiz 5 kişiye kitap hediye edeceğiz." o 5 kişiden biri oldum. yaşasın kitap kazandım hem de dünya şiir gününde :)
hem de cemal süreya'nın
"bende tarçın sende ıhlamur kokusu
yürürüz başkentin sokaklarında
aslına bakarsanız bilmiyordum bugünün dünya şiir günü olduğunu. beni mutlu edecek bir şekilde öğrendim: sabah açtım bilgisayarı ne var ne yok bakayım dedim feysbuk'ta. imge kitabevi feysbuk sayfasında duyurmuş ki "dünya şiir gününüz kutlu olsun, sevdiğiniz bir şiiri yazıverin gün içerisinde seçtiğimiz 5 kişiye kitap hediye edeceğiz." o 5 kişiden biri oldum. yaşasın kitap kazandım hem de dünya şiir gününde :)
hem de cemal süreya'nın
"bende tarçın sende ıhlamur kokusu
yürürüz başkentin sokaklarında
..."
dizeleri ile.
kutlu olsun dünya şiir günümüz.
bakın bu senenin dünya şiir günü bildirisinde ne denmiş:
"Şiir Çağın Yankısıdır
Şiir, çağının seslerinin yankısını taşır: Kahkahalar, çığlıklar, ıslıklar… Aşk şarkılarına marşlar karışır, ağıtlara çocuk sesleri. Çok sesli bir korodur şiir, bir orkestra.Şairler hükümdarlara övgüler yazsalar da bu sesleri şiirin orkestrasına ekleyemezler. Bir yıl geçmeden yıpranır gider o övgülerin kumaşı.Eskimeyen, yaşamaya övgüdür, adalete, aşka.Bir de diktatörlere yazılmış alaylar eskimez, bin yıllarca.Şairler söz ustasıdır. Anadildir ustalığın nedeni. Vay şairlere ana dilini yasaklayana. Vay insanlara şiiri yasaklayanlara! Her dilde aşağılanmalı insanın düş gördüğü dilde yazmasını, şarkı söylemesini engelleyenler. Onlar için sövgüler bile armağan sayılmalı. Adları silinmeli tarihten.Şiir, çağının seslerinin yankısıdır. Şair bu sesleri işler olan gücüyle. Aşk şarkıları, yaşama övgüleri duyulsun ister şiirinde. Hıçkırıklar aşktan kopsun, bir ağlayış olacaksa çocuğun ilk ağlayışı olsun.Ve kadınlar, sesleri yüzyıllardır savaşları lanetlemekten yorgun, ağıtlardan kısık, şiirler söylerler güzel günler için, rüzgâra karışır. Onlara şiir yazılmaz, yazılanlar aşka övgüdür belki.Şiir, çağının seslerinin yankısıdır. Sokaklardan kopup gelen seslerin uğultusudur. Zafer şiirlerinde ölen askerlerin analarının ağıtı duyulur. Aç çocuk ağlayışları ve dul kadınların çığlıkları. Bu yüzden ürperir bu şiirleri okuyanlar.Çağının seslerinin yankısı duyulur şiirde. Şiirinde güzel seslerin yer almasını isteyen şairin işi zordur. Çünkü açlığı, savaşları durdurmak için uğraşmak zorundadır. O şairlerin seslerini duyarız, çocuk seslerine kulak verdiğimizde." SENNUR SEZER
kaynak: http://www.sabitfikir.com/haber/dunya-siir-gunu
kaynak: http://www.sabitfikir.com/haber/dunya-siir-gunu
velena:
cemal süreya,
imge kitabevi,
şiir
Mart 20, 2012
mim
mim’in başım üstüme derim, gecikmeli de olsa koyulurum yazmaya canım “sokak”. pek olumlu cümleler dökülmeyebilir benden, gelen bahara rağmen iç fırtınalarına sahip bir sek kahveci var bu ara anakara’da. laf aramızda biraz kızgınım da anakara’ya. insanın sevdiğine kızması, umursayamaması demek ya, bu durum biraz sıkıntılı oluyor.
hadi bakalım, başlıyoruz, rast gele:)
1.kendini seviyor musun?
çok sever idim kendimi. azaldı sevgim kendime. kendimi kendime ispat etmediğim sürece dost olamayacağım kendimle gibi. bilemiyorum. geleceğe dair planlar yapıyorum, buraya kadar çok normal her şey lakin şu andan 20 adım ötesini kurgulamaya çalışmak iyi değil. bu durum benim akışına bırakmam gerekenlerin önüne set kurmam demek ve “risk almaktan” hep korkmam demek. böyle olunca sevemiyorum kendimi.
ama şöyle çok sevesim de yok değil hani kendimi :) bir kayığa atlayıp da açılırsak okyanuslara dünyalar kadar severim kendimi. dünyalardan daha çok sevdiceğimi severim ben ama, mütemadiyen severim, çok severim :)
ama şöyle çok sevesim de yok değil hani kendimi :) bir kayığa atlayıp da açılırsak okyanuslara dünyalar kadar severim kendimi. dünyalardan daha çok sevdiceğimi severim ben ama, mütemadiyen severim, çok severim :)
2. yapmaktan hoşlandığın şeyler nelerdir?
nane-üzüm nargilemi içerken dumanından halka yapmaya çalışıp da yapamamaktan hoşlanıyorum ben, evet. sokaklarda sevdiceğimle dolaşmaktan hele hele de beşevler-kızılay hattında ilerlerken ara sokaklar da birbirimize sarılarak yürümekten delicesine bir mutluluk duyuyorum. sonra yorulan sevdiceğimin söylenmesinden de garip bir zevk alıyorum bu da bir itiraftır :)
yağmurlardan hoşlanırım. sonbahar da olanlar. sek kahve gibi kokarlar.
tadında özlemlerden hoşlanırım, yaşamaya değer bir şeyler olduğunu gösterirler, umut vardır derim böyle olunca.
bir de irlanda ezgilerinden hoşlanırım :)
…
3. hedeflerin nelerdir?
3. hedeflerin nelerdir?
tuz kokulu bir şehirde yaşamaktır hedefim sevdiğim adamla. balkonumuzda nargilemizi tüttürelim. çalışma odamız olsun, yazılar yazalım. raflar olsun duvarlarda, birbirimize aldığımız kitaplarla dolsun her biri. bir cemal süreya’nın sevda sözleri kitabının kapağındaki cigaralı fotoğrafı gibi bir fotoğrafını çekmek gibi bir hedefim var sevdiğimin. sürekli söyleniyor, ben cigarayı bıraktım sen fotoğrafımı çekmedin cemal babanın fotoğrafı gibi diye. kafamda kurguladığım bir şey var halbuki, kestiremiyor:)
bir de gittiğimiz her şehirde konuştuğumuz herkesin birer fotoğrafı olsun biz de istiyorum. hepsini ben çekmeliyim. hikayelerini sevgilim yazmalı.
(iş-güç, sınavlar… bunlardan bahsetmek istemiyorum. bunlar hedef olmaktan çıktı gali, başka bir boyuttalar artık.)
4. kendini bir cümleyle anlatabilir misin?
herkes beni büyüdüm sanıyor oysa ki ben büyümedim halen karanlıktan korkarım ve halen sınavlara girerken heyecanlanırım bir de misafirliklerden eve dönerken tıpkı 6 yaşlarımdaki gibi hüzünlenirim.
5. nefret ettiğin şeyler nelerdir?
istediğim zaman kapıları vurup çekip gidememekten nefret ediyorum. bir de kendini bir bok sanan adamlar var ya terbiyesizin önde gideni olup da millete namus dersi verenler onlardan nefret ediyorum.
6. favori şarkıların, kitapların nelerdir?
liste uzar gider. ziyadesiyle fazladırlar. bir kitap bir de şarkı seçeyim ben içlerinden:
angela’nın külleri: frank mccourt
ben sokak kızıyım-nazan öncel
7. ilham aldığın kişiler kimlerdir?
7. ilham aldığın kişiler kimlerdir?
çocuklar. şairler.
8. death note' u sen bulsaydın ne yapardın?
8. death note' u sen bulsaydın ne yapardın?
bulamazdım ki :) death note’dan bir haber bir insanım ben. az evvel bu neymiş yahu diye baktım itiraf edeyim, cehaletime verin. kesinlikle böyle bir şeye kafam basmazdı benim.
benden de bu mim,
saraybosna’da çay sözüm olan "kancule"’ye,
kendinden haber alamadığım, kendine haber de edemediğim "MaVi"’ye,
beni anladığını hissettiğim "Parmakizi"'ne,
cemal süreya sohbetleri yapmalı dediğim "aysnpnr"'a
bir de "tükan."'a
gider anakara'dan :)
liman:
Ankara, Türkiye
Mart 19, 2012
bir bahar havası
Anakara'da bir bahar havası.
tuhaf. oysa ki üşümeye alışmıştık biz.
aslında şu değişen havalar ruh halime mukayyet olmak da zorlandığım vakitler. irili ufaklı hüzünlerin yanı sıra çığlık çığlığa mutluluklarım oluyor. baş etmesi güç. içimde tuz kokuları var, bir balkan ezgisinde başka bir şehirde olmak isteği gibi.
tuhaf.
ruh halinin hali mühim.
canım sokak beni mimlemiş, tez vakitte yazacağım, aklımda :)
tuhaf. oysa ki üşümeye alışmıştık biz.
aslında şu değişen havalar ruh halime mukayyet olmak da zorlandığım vakitler. irili ufaklı hüzünlerin yanı sıra çığlık çığlığa mutluluklarım oluyor. baş etmesi güç. içimde tuz kokuları var, bir balkan ezgisinde başka bir şehirde olmak isteği gibi.
tuhaf.
ruh halinin hali mühim.
canım sokak beni mimlemiş, tez vakitte yazacağım, aklımda :)
liman:
Ankara, Türkiye
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
