ödev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ödev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekim 04, 2012

manzara

bu nasıl bir ağlamak isteği.

sabretmenin hakikaten bir erdem mi yoksa bir kandırmaca mı olduğuna dair şüphelerim gün be gün artmak da iken kaybedenlerin tarafına geçtiğimi seziyorum. çünkü ben en mutlu olmam gereken vakitlere bile üzüntü bulaştırır oldum.
insan kendini bilir ya hani, en çok ne istediğini bilir ya hani. ama o isteğe ulaşana kadar "gereklilik" ten ötürü yollar geçmek zorundadır: "keyiften" değil "gereklilik" ten. hayatında görüp görebileceği en güzel manzaranın yanından geçmektedir ama gerekliliğe kendini öyle bir kaptırır ki, en sonunda ne istediğini bile unutur. manzara hatır da bile kalmaz, onu hiç demeyim. mutluluklarımız gölgede kalırken görevler yüzünden bizler birer birer "başka insanlar" oluyoruz: ruhumuzdan ayrı.

ah be bu nasıl bir ağlamak isteği.
gidemediğim her ülkeye, hayatı sadece nefes almaktan ibaret gösteren herkese karşı koyabilirim sanırdım az vakitler önce. şimdi yenilgiyi kabul eden ama doğru yapıyor diye adlandırılan bir insancık oldum. ben bambaşka bir insan oldum kendimle tanışmaktan korkan.


şimdi o yolları ayaklarım şişene dek yürüyerek geçmek vardı. fotoğraflar çekerek her bir yanı yanımda taşımak vardı. 

durum budur, akılda manzara yoktur.

Ocak 22, 2012

cumartesi

bu cumartesi akşamı da geçen hafta ki gibi oldu. ben yine oturmuşum masanın başına, derse kaptırmışım kendimi, yine her yan bembeyaz oluvermiş. yine evde bir bayram havası; benim bayramım:) bu kez poşetimi kaptım, kuzenimi ayarttım, çıktık yokuşun başına. fiyuuuu diye kaydık. bir sürü hem de. 

acayip memleket anakara, daha dün canımı çok sıkmıştı, gitmek istemiştim; gidemeyeceğimi bile bile. bugün yine beni tavladı. önce meşrutiyet'i bir kez daha sevdim, sonra konur'u, otobüste sevgilimle yanyana oturacak yer bulduğumuz için sıhhıye'ye borçlandım. 

imge kitabevi de iyi ki var bu arada. yine kitap aldık. ileride kocaman bir kütüphanemiz olacak evimizde. 

dünyaya çok kızdığım anlarda kar yağan anakara'da yürürsem eğer iyi olabileceğime karar verdim. sorun değil, yürürken kestane şekeri de yerim. biraz da müzik dinlerim. ağzımdan buhar çıkarken soğuktan, ağlayabilirim ama dünyaya kafa tutabilirim sanırım.

gökyüzü gibi olsan ya hayat, bir cumartesi akşamı hayallerimi getirsene.

Ocak 15, 2012

karlı ödev gecesi

ödeve gömülmüşüm, odamın her yanı makale, kitap, kalem, su şişesi.. gözüm tamamlanmak üzere olan ödevimde, word dosyasını alabildiğince hırpalıyorum. ara ara kahve içiyorum, derken cama vuran 2-3 tane sesi; yağmur gibi, sanki? koşa koşa cama gidiyorum, gözlerim yorulmuş buğulu görüyorum ve seçemiyorum. gerisin geri oturuyorum ödevin başına. aradan 10 dakika geçiyor hemen hemen, bir daha bakıyorum camdan:

abo, bembeyaz olmuş ya her yan. ben ödev yaparken, anakara'da neler olmuş öyle?
delicesine seviniyorum, ödevimde az kaldı hani bitti, bitecek. üstüne bastıkça çıkan o güzelim kar sesini yarın anakara sokaklarında yankılatmaz mıyım ben şimdi, hem de dilimde bir kış şarkısı ile. ben çok mutlu oldum yahu:)