Ekim 27, 2011

Angela'nın Külleri

lisede okumuştum. lisenin ilk yılları. 7-8 sene oldu okuyalı. irlanda'da geçiyordu idi. öylesine dokunaklı bir hayattı ki. ve öylesine samimi bir dil kullanmıştı ki yazar, hissedebiliyordunuz bunu; kahramanımızın yaşı büyüdükçe konuştukları da bir yetişkin gibi oluyordu. anlatıyordu kendini, kardeşlerini, ülkesini, şehrin ortasından geçen nehri, annesini, fakirliği, hayalleri, düşleri.

kitaplığıma bakarken az evvel,  kitapları halen edinmediğime kızdım. arkadaşımdan almıştım o yıllarda okumak için kitapları, unuttum ayağına götürmüyordum; zaman aşımına uğratıp, kitapları kendi kütüphaneme katmaktı amaç :) cık, başaramadım :)

art arda okudum kitapları durmaksızın, bir nefeste. o kadar çok etkilenmiştim ki. halen de aynıdır içim bu kitaplara karşı. nitekim bana "irlanda" ya gitme hayalleri kurdurttular. düşünsenize, öyle bir coğrafya ki, herkesin kafası güzel ama kimse birbirine karışmıyor, şarkılar söylenip, dans ediliyor. üstelik boyna yağmur yağıyor. hem de yağmurları atlas okyanusu getiriyor. yağmurlar ülkeyi alabildiğince yeşil yapıyor, hani şu capcanlı yeşilden. bizim "amasra" nın büyüğü gibi. 

siz hiç okyanusun mavisinin getirdiği yağmurlarda ıslandınız mı? bana hiç olmadı öyle, fakat bunu çok istemekten hiç vazgeçmedim. olabilitesinin az olduğunu bilmeme rağmen bunun hayalinden hiç vazgeçmedim. okyanus'a karşı müzeyyen senar dinlemek... 


"düz maviler olmalı, uçsuz bucaksız"

4 yorum:

Kadim dedi ki...

izlemediyseniz filmini de izlemelisiniz bence:)kitabı kadar etkileyicidir...

kahvenin seki makbuldür dedi ki...

izledim filmini de:)
kesinlikle o da çok etkileyici idi. fakat kitaplar her daim bir adım önde olmuştur benim için.

düş ağrısı dedi ki...

Ah ne severdim.

kahvenin seki makbuldür dedi ki...

hatırlıyorum bir ağlayıp bir gülerek okuyordum kitabı :) ama daha çok ağlıyordum sonra da ağladığım için kendime gülüyordum :)
çok çok güzel kitaptır..