Mart 13, 2012
yazık ki
ülkemden çok uzaktasın adalet...
velena:
...
liman:
Ankara, Türkiye
Mart 08, 2012
kadınlar günü
liman:
Ankara, Türkiye
Mart 07, 2012
sınavdır sınav
üds, kpds, ales, kpss....
yetti gali.
ben yollara düşüp fotoğraf çekmek istiyorum yahu. bir sürü sokak ismi ezberlemek, yürümek istiyorum.
hööytt, nedir bizle derdiniz büyükler?
insanların hayatlarının her döneminde sınav mı olur arkadaş? çocukken ayrı sınav, ergenlikte ayrı, yetişkin iken ayrı.
geçen hafta bir arkadaşım bahsetti; iki eleman varmış mühendislermiş hatırladığım kadarıyla; basmışlarr istifalarını, başlamışlar dünyayı gezmeye. sanıyorum 26 ülke 100 kadar şehir gezmişler. hayalleri bu imiş, peşinden koşturmuşlar. bunun üzerine aklıma bir fikir geldi, nananannna:) yukarıda sözü geçen sınavlardan alınan puanlara göre bir ülkeye gitme hakkı tanısalar bizlere. bu durumda yılda en az 7 ülkeye gidebiliriz:) hem motivasyon açısından devrim niteliğinde bir yöntem olur idi. ehe. bunun üzerinde başka bir arkadaşım dedi ki, istifa etmek için bir işimiz olması gerekiyor nırımnırımnırım :) o değilde ağız tadıyla istifa da edemiyoruz ki :)
gidelim bir deneme çözelim biraz kelime ezberleyelim.
bir de "ruh halim" sen nereye doğru gidiyorsun acaba?
gidelim bir deneme çözelim biraz kelime ezberleyelim.
bir de "ruh halim" sen nereye doğru gidiyorsun acaba?
liman:
Ankara, Türkiye
Mart 04, 2012
...
"seni, anlatabilmek seni
iyi çocuklara, kahramanlara,
seni, anlatabilmek seni,
kahpe yalana
...
seni bağırabilsem seni,
dipsiz kuyulara,
akan yıldıza.
bir kibrit çöpüne varana,
okyanusun en ıssız dalgasına
düşmüş bir kibrit çöpüne
...
..."
Mart 02, 2012
cigara
hayallerden konuşmalı...
uzun uzun anlatmalı, uzun uzun dinlemeli. aynı sohbetin içinde hem bozkır hem de ege olmalı. 3-5 cigarayla biraz şiirle tanıdığın-tanımadığın insanlar oturmalı masada.
ah, okyanuslar!
ya kayıklar?
Şubat 28, 2012
menemen bir de çay
kocaman kocaman kar taneleri var bugün buralarda.
evet trafik berbat olabilir hatta eve nasıl ulaşacağım diye endişe etmiş de olabilirim. lakin sarı sokak lambasının altından gökyüzüne bakınca tüm kar tanelerinin akla zarar bir güzellikle kaldırımlara ulaşması öylesine güzel ki.
üstelik cebeci'den kurtuluş'a oradan hamamönüne el ele yürüyüp ardından menemen yemişiz sevdiceğimle, üstüne sımsıcak çay içmişiz.
ah anakara; eylülleri güzel şehir, kar yağarken ki sırdaşlığını nasıl inkar ederim?
evet trafik berbat olabilir hatta eve nasıl ulaşacağım diye endişe etmiş de olabilirim. lakin sarı sokak lambasının altından gökyüzüne bakınca tüm kar tanelerinin akla zarar bir güzellikle kaldırımlara ulaşması öylesine güzel ki.
üstelik cebeci'den kurtuluş'a oradan hamamönüne el ele yürüyüp ardından menemen yemişiz sevdiceğimle, üstüne sımsıcak çay içmişiz.
ah anakara; eylülleri güzel şehir, kar yağarken ki sırdaşlığını nasıl inkar ederim?
liman:
Ankara, Türkiye
Şubat 26, 2012
uyumak
...sarılırken en güzel.
velena:
uyku
liman:
Ankara, Türkiye
yaşamak istemem
"benden bir ruhsuz yaratmayı
nasıl başardınız?
... "
der ve gider yavuz çetin.
velena:
yavuz çetin
liman:
Ankara, Türkiye
Şubat 22, 2012
şarkılar2
ya bir gün yapamadıklarımızdan ötürü şarkıları sevmekten vazgeçersek.
kim bilir?
belki de kendi şarkılarımızı bambaşka ülkelerin bambaşka denizlerine söyleriz. sokaklarında yürürüz.
kim bilir?
belki de kendi şarkılarımızı bambaşka ülkelerin bambaşka denizlerine söyleriz. sokaklarında yürürüz.
liman:
Ankara, Türkiye
Şubat 20, 2012
yoğurt
"küçüktüm ufacıktım
top oynadım acıktım
buldum yerde bir erik
kaptı bir alageyik
geyik beni kaçırdı
kaf dağından aşırdı"
yoğurt yiyiniz efendim. mümkünse annenizin yaptığını yiyiniz. küçükken (ama hiç ufacık olmadım, her daim gürbüzdüm) yoğurt yemem için babam şeker katardı içine, şekerli yoğurt, babamın icadı sanırdım. sonra meyveli yoğurtlar çıktı. pek datluydular. lakin yokuştan aşağı doğru beni yuvarlasalar okula kadar ulaşabilecek bir kütleye sahip olmuştum; gerçi bunda yoğurdun suçu yoktu, şekerli dahi olsa onun suçu değildi. yoğurdu bıraktım. fakat cipsi bırakamadım. keza çukulata da gücüme güç katıyordu. yanaklarım kırmızı idi; kanlı-canlı, saçlarım küt. dondurmayı da severdim. ama yoğurdu bırakmıştım. çocuk olmak, yoğurt üretimindeki katkılarından ötürü anne babaya müteşekkir olmak lakin kahramanca ondan vazgeçmek demekti. sonra büyüdüm, yukarıda ki şiiri* lisede öğrendim, ama ortaokulu özledim.
yoğurt yiyorum; annemin yaptığı, babamın "o az olmuş biraz daha koy tabağa" dediği yoğurdu. cipsi bıraktım gibi, çukulatayı severim. saçlarım küt değil, uzadı. öhöm, az biraz kilo verdim. üniversiteyi bitirip, işsiz bile oldum. lakin ben ortaokulu özledim. çok. belki de özlediğim, çocukluğum, sokaklar da fütursuzca saklambaç oynamak ya da basketbol çoğu kez futbol. ah, belki de "ağlamak" sebeplerinin yorucu olmayışı, saflığı. sıkıntıdan ağlamazdım, sadece ağlardım. ama artık içim daralınca geçici çözümler için ağlıyorum. saflığını kaybediyor gibi ağlamalar. büyümek bundan ötürü kötü sanırım. bilmiyorum. yeteri kadar büyümedim:) direniyorum.
yoğurt yiyiniz, ağladığınızda sevdiklerinize sarılınız.o zaman aklınıza tekerlemeler gelir.
iyi geceler olsun.
*ziya gökalp'in bir şiiri imiş(tekerleme gibi);bilmiyordum, öğrendim.
liman:
Ankara, Türkiye
Şubat 19, 2012
Sibylle Baier
bugün çıktı karşıma, birden bire. görüverdim, duyuverdim, sonra buluverdim.
velena:
keşif,
Sibylle Baier
liman:
Ankara, Türkiye
Şubat 18, 2012
eğ başını eğeceksen*
"...istikametim sana doğru
sana doğru"
velena:
cenk taner,
kent ozanları,
kesmeşeker
liman:
Ankara, Türkiye
Şubat 12, 2012
yaprak
her şeyden hoşnut olduğum, çabaladığım vakitler hiç takdir etmemişler iken, yapmak istediklerimi dile getirdiğim de neden beni mutsuzlukla suçluyorlar? bir şeyleri düşlemek, istemek ve geleceğim için kaygı duymak bu kadar mı ayıp? öyleyse ben sessiz sakin olmalıyım, çok sevdiğim eylüllerde dahi bir yerden bir yere kımıldamayan bir yaprak olmalıyım ve çok sevdiğim yağmurlar yağdıkça üstüme, çürüyüp gitmeliyim. o zaman kimse beni elimdekilerin kıymetini bilmemek ile suçlayamaz ve kimse beni ayıplayamaz.
liman:
Ankara, Türkiye
Şubat 08, 2012
iç
adım adım her şeyi planlamak gibi bir alışkanlık kazanmamış insanlar ulaşabiliyor hayallerine. istediğini yapan insanlar onlar, toplumdan dışlanmak gibi bir kaygısı olmayanlar. kendi benliklerinin gururunu yaşayanlar. öte yandan, sırayla şunu şunu yaparım diyen insanlar ortalama ya da ortalamanın altındaki hayatında yitip gidiyorlar. zamanla hayalleri köreliyor, düşlediği yollar azalıyor, suçlayacak birilerini arıyorlar. zaman bir yandan da düşman olabiliyorsa eğer aşina olduğumuz "ilaç" durumlarının aksine tam bu şekilde oluyor kanımca.
ah, içim bunalıyor: usul usul...
velena:
hayal
liman:
Ankara, Türkiye
Şubat 06, 2012
"hoyrattı gülüşleri" *
velena:
nazan öncel,
şarkı
liman:
Ankara, Türkiye
Şubat 01, 2012
rakı
küçük, sessiz bir ege kasabası lazım bize: biraz rakı içmek için, bir kaç cigara tellendirmek, az biraz sarhoş olmak, ağlamak için. denizden gelen tanıdık ama anakaralı bir insan için bir o kadar yabancı bir rüzgarla dans etmek: küçücük bir ışıkla lakin büyük bir aşkla. tüm okunan kitaplar akla düşmeli o gece, bir kadehte onlara içilmeli çok payları var çünkü düşlenenlerde. belki bir balık sıçrayışı görür isek karanlıkta, yitmiş gitmiş dostları anlatırız o balığa: yitmişler ve gitmişler... deriz. susarız.
liman:
Ankara, Türkiye
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

