Ocak 04, 2012

kızılay'dan

tunalıya doğru yürümek, şimdi, buz gibi anakara'da. nasıl güzel gelirdi...

6 yorum:

Uyursam Uyandırın dedi ki...

Sevdiriyorsun şehrini, içindekilerle sevdiriyorsun.. Gel durma sev diyorsun Kızılay'dan Tunalı'ya..

kahvenin seki makbuldür dedi ki...

durmadan, gözünü kırpmadan sevmek lazım kızılay'dan tunalı'ya, her sokağını. yoksa hayal kurmak güçleşiyor günden günde.

Mete dedi ki...

blogun ankara havasını seviyorum ! evet evet tunalıya çıkarken na-na !! :)

kahvenin seki makbuldür dedi ki...

lakin, bisikletle bir anakara turu yapamadım ya, ona yanarım, piyuuu :)

şahdamarındaki deli dedi ki...

bir edip cansever şiiri gibi kokar ankara. sessizliğinden.
gri,yalnız ve uzak.seçeneksiz bir istikamette ilerlemek gibidir sokakları, küçük pencerelerinden şehrin dağlarını görmek gibidir sanki bütün coğrafyalarda ki dağları,durgun yüzlerini insanların,-ruhunu ele vermezler asla-durakların kargaşası bile değiştirmez,usulca akar,ankara..anakaraya..uzun yolculuklara çıkmak isteyipte yapamayanların son sığınağı.
süzülür usul usul düşleri ,unuttuğu her şeyi her gün yeniden anımsatan yokuşları
ve her köşesinde bir uçurtma belirir ansızın,tellerden sizi selamlayan,kumrular kumrular iyice çekildi,varoşlara,varoşlarında daha çok sevilir ,ankara.

kahvenin seki makbuldür dedi ki...

bazen, uzun yolculuklara çıkmak için burada olduğumu düşündüğüm oluyor. ben anakara'yı edip cansever'i sevdiğim gibi seviyorum, hüzünü çok...