Ağustos 06, 2012

küçük arı

okudum.

"eğer yüzün hayatın ağır tokatlarıyla şiştiyse, gülümse ve şişman bir adammışsın gibi davran."

dendi en sonunda.
bitti.
...

6 yorum:

Böcek Yiyen Peygamber dedi ki...

"Çoğu zaman Afrikalı bir kız olacağıma madeni bir İngiliz Sterlini olmayı isterim. Herkes geldiğimi görmekten mutlu olurdu. Belki bir hafta sonu sizi ziyarete gelirdim; sonra, çok kararsız olduğum için, köşedeki dükkânda duran adama giderdim; ama siz o sırada tarçınlı kurabiye yeyip, soğuk kutu kolanızı içmekte olduğunuz için buna üzülmez ve bir daha beni hiç düşünmezdiniz. Tatilde tanışıp, sonra birbirinin adını unutan sevgililer gibi mutlu olurduk."

kahvenin seki makbuldür dedi ki...

kitaplar hakkında konuşuyoruz, alsancak'da karşılaşmasak da.. ne güzeller değil mi onlar?

"Küçük bir kızken her şey mutluluk ve şarkı doluydu. Bunun için çok zaman vardı. Acele etmezdik. Elektrik, temiz su ve keder yoktu; çünkü bunların hiçbiri köyümüze bağlanmamıştı henüz..."

Böcek Yiyen Peygamber dedi ki...

hiç bağlamasalardı elektriği, temiz suyu ve kederi keşke köyümüze.

kitaplar güzeller, ama bazen yüklerini kaldıramayacak kadar ağırlıklarını hissediyorum. alsancağa, bir şeyler içmeye insan içine çıkamayacağım kadar ağır.

kahvenin seki makbuldür dedi ki...

o ağırlıkla yoldaş olacak kadar yakın olmak zararsız ( en azından başkalarına), düşsel bir şey. bana hep öyle gelmiştir.

Böcek Yiyen Peygamber dedi ki...

bazen düş ile gerçeği ayırmak zor oluyor be kahvenin seki. zor.

kahvenin seki makbuldür dedi ki...

ne olur gerçek olsun diye, ama gerçek olmadığını bile bile düşlemeye devam ettiğim o kadar çok şey var ki..
bilirim zor.