Mart 31, 2012

?

çok değil bir gün önce koca bir dünyaya yetecek kadar umut, heyecan taşıyan birisinin sadece bir gün sonra bu denli yitik olması kolay açıklanamıyor. en azından ben açıklayamıyorum. bu durumlarda insanın alıcıları en hüzünlü şarkılara açılıyor. belki de insan garip bir şekilde hoşnut oluyor karamsar bir iç dünyadan. bilmeden. dokunmadan. sadece hoşnut işte, sesine yansıyan o sıkkınlıktan. keşke diyorum kendimi kendime ispatlamanın bir yolunu bulabilsem.

geldi işte aklıma şarkısı da: http://fizy.com/#s/128ibp

Mart 30, 2012

inanmak

inandıkça yaklaşacak güzel günler:
sevdiceğin bakışlarında yakaladıkça umudu, kalbinde gördükçe çocukları, tuttukça ellerini;
"zift gibi de olsa her yer biz maviler getireceğiz"

bir gün, çocuklar oyunlar oynayacak:  içinde silah olmayan, taş olmayan, kan olmayan. 
bir gün, önce ülkemi sonra dünyayı güzel yapacağız. 
işte o gün çocuklar sadece çocuk olacak, bugünlere inat.

Mart 27, 2012

yan etki


"bir gün yolda yürüyordum,
bir şarkı duydum,kalbim acıdı.
bu kadar.."

Mart 26, 2012

bilmem

bir anakaralı'nın anakara'dan her bunaldığında, anakara'ya sığınarak teselli bulması:
ya diğer şehirlere mesafemizin yakınlığının hemen hemen eş oluşundan ötürü çekip gidilesi yerlere dair seçeneklerin çoğalmasından kaynaklı çoğalan seçeneklerden -zor bir cümle oldu belki de saçma, farkındayım. ama zor mu? yoksa saçma mı? kararsızım- ya da bozkırın içimize sinip çıkamamasından kaynaklı zannımca. 
merak ediyorum.
acaba bozkır  her bünyeye aynı etkiyi mi yapar?en çok ilkbahar güneşi mi ağlatır insanı?
bilmem.
bilen var mı?
bilmem.
buralarda denizi  hep çok mu özler  insanlar?
 onlara da bana olduğu gibi olur mu?
 yüzmekten çok izlemek midir  içten içe istedikleri.
bilmem.
ya da lokantada balık yemek hep zor mudur buraların diğer insanlarına da ben gibi?kafa -göz dalarlar mı balığa? bu yüzden kızılay-sakarya'da ki ekmek arası balıkçıları mı severler?
bilmem.
tanju okan dinlerlerken ya da dario moreno duyduklarında içleri bir garip olur mu en az ben kadar? "deniz ve mehtap" dendiği anda ne düşlerler?anakara'ya dair şarkıların istanbul'a oranla azlığına kafayı takıp da sinirlenirler mi ki?
bilmem.
 halbu ki çokça güzel insanın yolu anakara'dan geçmiş:
özdemir asaf, 
cemal süreya,
ahmed arif
...

4-5 saate sabah olacak, bir anakara simitine tav olacağım ben yine. yine hiç suç bulamayacağım şehrime. okyanuslardan daha çok sevdiğim adamla el ele yürüdüğümüz onlarca sokağından sadece birini aklıma getireceğim ve ben oturup buralara ne kadar çok şey borçlu olduğumu fark edeceğim. 
sonra 
anakara'ya dair bilmediklerimi bir yana koyup
burayı özleyen tüm arkadaşlarıma yetecek kadar kuğulu park havası alacağım.

Mart 25, 2012

oturduk.konuştuk.

oturduk.
konuştuk.
beraber büyüdük biz. küçücük ellerimizle yumruk yapıp:
-"ne yani bizim kalbimiz bu kadar mı?" diyorduk.
hiç sığamadık küçük düşlere. çünkü bizim ilk türkçe yazılımızda orhan veli vardı:

"beni bu güzel havalar mahvetti,
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada âşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum;
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti."
                            Orhan VELİ

anlamadık çok neydi bu adamın derdi? 
kompozisyon'dan hiç tam 30 puan alamadık. ama kışın buz tutan okulun bahçesinde paten yaptık biz. bir de çok gülüştük. ortaokul da dost olup, dost kalabilmek ne güzel. bir de babam matematik dersime girdi bizim, derste ne diyeceğimi bilemedim ben. "öğretmenim" mi? " baba" mı? zordu. ama dostlarımla beraber aştık biz bu durumu da. ikinci bahar'ı izledik biz, sabahında da konuştuk ali haydar usta'dan, ulaş'tan, gülsüm'den, vakkas' tan...yıllık çıkaramadık ama herkese birer kıta şiir yazdık. gofret, patates, ayran pek güzeldi. karikatür çizdik. kaset doldurduk. hayal kurduk.
...
bugün.
oturduk. 
konuştuk. yine aynı güzellikte.
bugün bana öyle iyi geldi ki dostu'm, öğretmen'im, gökçün'üm.
iyi olun e mi? hep iyi olun?

Mart 24, 2012

sessiz


bu aralar, 
hiç gitmediğim yerlerin özlemini her zamankinden daha çok duyuyorum. bazı şarkılar biliyorum:
tuhaf.
kasvetli.
heyecanlı.
umutlu.
sessiz.
uykulu.


küçük bir defterim var. yılbaşından evvel almıştım. yazmaya kıyamadım. sebebini bilemedim. aslında nasıl söze başlayacağımı bulamadım.
şaşkın.
sakin.


ve bir sarılmak var içimde. sığmıyor anakara'ya:
sabırsız.
ağlamaklı.
güçlü.
büyük.

Mart 21, 2012

dünya şiir günü

21 mart dünya şiir günü kutlu olsun dostlar..
aslına bakarsanız bilmiyordum bugünün dünya şiir günü olduğunu. beni mutlu edecek bir şekilde öğrendim: sabah açtım bilgisayarı ne var ne yok bakayım dedim feysbuk'ta. imge kitabevi feysbuk sayfasında duyurmuş ki "dünya şiir gününüz kutlu olsun, sevdiğiniz bir şiiri yazıverin gün içerisinde seçtiğimiz 5 kişiye kitap hediye edeceğiz." o 5 kişiden biri oldum. yaşasın kitap kazandım hem de dünya şiir gününde :)
hem de cemal süreya'nın
"bende tarçın sende ıhlamur kokusu
yürürüz başkentin sokaklarında
..."
dizeleri ile. 
kutlu olsun dünya şiir günümüz.
bakın bu senenin dünya şiir günü bildirisinde ne denmiş:

"Şiir Çağın Yankısıdır

Şiir, çağının seslerinin yankısını taşır: Kahkahalar, çığlıklar, ıslıklar… Aşk şarkılarına marşlar karışır, ağıtlara çocuk sesleri. Çok sesli bir korodur şiir, bir orkestra.
Şairler hükümdarlara övgüler yazsalar da bu sesleri şiirin orkestrasına ekleyemezler. Bir yıl geçmeden yıpranır gider o övgülerin kumaşı.
Eskimeyen, yaşamaya övgüdür, adalete, aşka.
Bir de diktatörlere yazılmış alaylar eskimez, bin yıllarca.
Şairler söz ustasıdır. Anadildir ustalığın nedeni. Vay şairlere ana dilini yasaklayana. Vay insanlara şiiri yasaklayanlara! Her dilde aşağılanmalı insanın düş gördüğü dilde yazmasını, şarkı söylemesini engelleyenler. Onlar için sövgüler bile armağan sayılmalı. Adları silinmeli tarihten.
Şiir, çağının seslerinin yankısıdır. Şair bu sesleri işler olan gücüyle. Aşk şarkıları, yaşama övgüleri duyulsun ister şiirinde. Hıçkırıklar aşktan kopsun, bir ağlayış olacaksa çocuğun ilk ağlayışı olsun.
Ve kadınlar, sesleri yüzyıllardır savaşları lanetlemekten yorgun, ağıtlardan kısık, şiirler söylerler güzel günler için, rüzgâra karışır. Onlara şiir yazılmaz, yazılanlar aşka övgüdür belki.
Şiir, çağının seslerinin yankısıdır. Sokaklardan kopup gelen seslerin uğultusudur. Zafer şiirlerinde ölen askerlerin analarının ağıtı duyulur. Aç çocuk ağlayışları ve dul kadınların çığlıkları. Bu yüzden ürperir bu şiirleri okuyanlar.
Çağının seslerinin yankısı duyulur şiirde.  Şiirinde güzel seslerin yer almasını isteyen şairin işi zordur. Çünkü açlığı, savaşları durdurmak için uğraşmak zorundadır. O şairlerin seslerini duyarız, çocuk seslerine kulak verdiğimizde."
                                                                                                                               

Mart 20, 2012

mim

mim’in başım üstüme derim, gecikmeli de olsa koyulurum yazmaya canım “sokak”. pek olumlu cümleler dökülmeyebilir benden,  gelen bahara rağmen iç fırtınalarına sahip bir sek kahveci var bu ara anakara’da. laf aramızda biraz kızgınım da anakara’ya. insanın sevdiğine kızması, umursayamaması demek ya, bu durum biraz sıkıntılı oluyor.
hadi bakalım, başlıyoruz, rast gele:)
1.kendini seviyor musun?
çok sever idim kendimi. azaldı sevgim kendime. kendimi kendime ispat etmediğim sürece dost olamayacağım kendimle gibi. bilemiyorum. geleceğe dair planlar yapıyorum, buraya kadar çok normal her şey lakin şu andan 20 adım ötesini kurgulamaya çalışmak iyi değil. bu durum benim akışına bırakmam gerekenlerin önüne set kurmam demek ve “risk almaktan” hep korkmam demek. böyle olunca sevemiyorum kendimi.
ama şöyle çok sevesim de yok değil hani kendimi :) bir kayığa atlayıp da açılırsak okyanuslara dünyalar kadar severim kendimi. dünyalardan daha çok sevdiceğimi severim ben ama, mütemadiyen severim, çok severim :)

2. yapmaktan hoşlandığın şeyler nelerdir?
nane-üzüm nargilemi içerken dumanından halka yapmaya çalışıp da yapamamaktan hoşlanıyorum ben, evet.  sokaklarda sevdiceğimle dolaşmaktan hele hele de beşevler-kızılay hattında ilerlerken ara sokaklar da birbirimize sarılarak yürümekten delicesine bir mutluluk duyuyorum. sonra yorulan sevdiceğimin söylenmesinden de garip bir zevk alıyorum bu da bir itiraftır :)
yağmurlardan hoşlanırım. sonbahar da olanlar. sek kahve gibi kokarlar.
tadında özlemlerden hoşlanırım, yaşamaya değer bir şeyler olduğunu gösterirler, umut vardır derim böyle olunca.
bir de irlanda ezgilerinden hoşlanırım :)

3. hedeflerin nelerdir?
tuz kokulu bir şehirde yaşamaktır hedefim sevdiğim adamla. balkonumuzda nargilemizi tüttürelim. çalışma odamız olsun, yazılar yazalım. raflar olsun duvarlarda, birbirimize aldığımız kitaplarla dolsun her biri. bir cemal süreya’nın sevda sözleri kitabının kapağındaki cigaralı fotoğrafı gibi bir fotoğrafını çekmek gibi bir hedefim var sevdiğimin. sürekli söyleniyor, ben cigarayı bıraktım sen fotoğrafımı çekmedin cemal babanın fotoğrafı gibi diye. kafamda kurguladığım bir şey var halbuki, kestiremiyor:)
bir de gittiğimiz her şehirde konuştuğumuz herkesin birer fotoğrafı olsun biz de istiyorum. hepsini ben çekmeliyim. hikayelerini sevgilim yazmalı.
(iş-güç, sınavlar… bunlardan bahsetmek istemiyorum. bunlar hedef olmaktan çıktı gali, başka bir boyuttalar artık.)

4. kendini bir cümleyle anlatabilir misin?
herkes beni büyüdüm sanıyor oysa ki ben büyümedim halen karanlıktan korkarım ve halen sınavlara girerken heyecanlanırım bir de misafirliklerden eve dönerken tıpkı 6 yaşlarımdaki gibi hüzünlenirim.

5. nefret ettiğin şeyler nelerdir?
istediğim zaman kapıları vurup çekip gidememekten nefret ediyorum. bir de kendini bir bok sanan adamlar var ya terbiyesizin önde gideni olup da millete namus dersi verenler onlardan nefret ediyorum.
6. favori şarkıların, kitapların nelerdir?
liste uzar gider. ziyadesiyle fazladırlar. bir kitap bir de şarkı seçeyim ben içlerinden:
angela’nın külleri: frank mccourt
ben sokak kızıyım-nazan öncel

7. ilham aldığın kişiler kimlerdir?
çocuklar. şairler.

8. death note' u sen bulsaydın ne yapardın?
bulamazdım ki :)  death note’dan bir haber bir insanım ben. az evvel bu neymiş yahu diye baktım itiraf edeyim, cehaletime verin. kesinlikle böyle bir şeye kafam basmazdı benim.

vuhuu, bitirdim zannımca. 
benden de bu mim,
saraybosna’da çay sözüm olan "kancule"’ye, 
kendinden haber alamadığım, kendine haber de edemediğim "MaVi"’ye, 
beni anladığını hissettiğim "Parmakizi"'ne,
cemal süreya sohbetleri yapmalı dediğim "aysnpnr"'a
bir de "tükan."'a
gider anakara'dan :)




Mart 19, 2012

bir bahar havası

Anakara'da bir bahar havası.
tuhaf. oysa ki üşümeye alışmıştık biz.
aslında şu değişen havalar ruh halime mukayyet olmak da zorlandığım vakitler. irili ufaklı hüzünlerin yanı sıra çığlık çığlığa mutluluklarım oluyor. baş etmesi güç. içimde tuz kokuları var, bir balkan ezgisinde başka bir şehirde olmak isteği gibi.
tuhaf.
ruh halinin hali mühim.

canım sokak beni mimlemiş, tez vakitte yazacağım, aklımda :)

Mart 13, 2012

Mart 07, 2012

sınavdır sınav

üds, kpds, ales, kpss.... 
yetti gali.
ben yollara düşüp fotoğraf çekmek istiyorum yahu. bir sürü sokak ismi ezberlemek, yürümek istiyorum.
hööytt, nedir bizle derdiniz büyükler? 
insanların hayatlarının her döneminde sınav mı olur arkadaş? çocukken ayrı sınav, ergenlikte ayrı, yetişkin iken ayrı. 

geçen hafta bir arkadaşım bahsetti; iki eleman varmış mühendislermiş hatırladığım kadarıyla; basmışlarr istifalarını, başlamışlar dünyayı gezmeye. sanıyorum 26 ülke 100 kadar şehir gezmişler. hayalleri bu imiş, peşinden koşturmuşlar. bunun üzerine aklıma bir fikir geldi, nananannna:) yukarıda sözü geçen sınavlardan alınan puanlara göre bir ülkeye gitme  hakkı tanısalar bizlere. bu durumda yılda en az 7 ülkeye gidebiliriz:) hem motivasyon açısından devrim niteliğinde bir yöntem olur idi. ehe. bunun üzerinde başka bir arkadaşım dedi ki, istifa etmek için bir işimiz olması gerekiyor nırımnırımnırım :) o değilde ağız tadıyla istifa da edemiyoruz ki :)
gidelim bir deneme çözelim biraz kelime ezberleyelim.
bir de "ruh halim" sen nereye doğru gidiyorsun acaba?

Mart 04, 2012

...

"seni, anlatabilmek seni
iyi çocuklara, kahramanlara,
seni, anlatabilmek seni,
kahpe yalana

...

seni bağırabilsem seni,
dipsiz kuyulara,
akan yıldıza.
bir kibrit çöpüne varana,
okyanusun en ıssız dalgasına
düşmüş bir kibrit çöpüne

...
..."

Mart 02, 2012

cigara

fotoğraf: kahvenin seki makbuldür, cunda.

hayallerden konuşmalı...
uzun uzun anlatmalı, uzun uzun dinlemeli. aynı sohbetin içinde hem bozkır hem de ege olmalı. 3-5 cigarayla biraz şiirle tanıdığın-tanımadığın insanlar oturmalı masada.
ah, okyanuslar!
ya kayıklar?